Yine de kendimi sürüklüyorum. Bir sürüye ait gibi. “Devam edelim.” “Neden yaşamam gerektiğini bilmiyorum ama yaşarken düzgün bir hayatımız olsun.” Kendimi her gün böyle zar zor sürüklüyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
-Bazen aldırmıyorum. Ama bazen insanların önünde hareket etmesinden nefret ediyorum. Konuşmaya başladıklarında daha da nefret ediyorum. Saçmalıklarını dinleyip onlara karşılık olarak saçmalıklar söylemem gerek. Ne demem gerek? Ne diyeceğimi düşünmek çok zor.
-Ben de öyle hissediyorum. Günün yirmi dört saati içerisinde sadece birkaç saat kendimi idare eder hissediyorum. İyi de hissetmiyorum, sadece idare eder. Kalanı atlatmaya çalışıyorum.
Ahlaki yaraların gizlenseler de asla kapanmamak gibi bir özellikleri vardır; dokunulduklarında ağrımaya, kanamaya hasırdırlar; yürekte canlı ve açık beklerler.
Kont günahının bedelini ödemek üzere, bir kurbanın ulaşabileceği en korkunç aşamadaydı. Tanrı cezalandırılması için parmağıyla işaret ettiği anda herkes onu yuhalamaya hazırdı.