"Hata bende" demek kültürümüzde yok. Çünkü "hata bende" demek zayıf olmak, zaaf göstermek demek. Oysa insan ilişkilerinde, ebeveyn-çocuk ilişkisinde, iş ilişkisinde süratle iyileştirici gücü var doğruyu söylemenin. Sadece bunu göğsünü gere gere yapmayı öğrenmek gerek, sinerek değil.
Kendi karneni kendin yazacaksın önce. Etraf zaten karne yazma hususunda çok çalışkan. Sana iyi ya da kötü not vermek konusunda herkes telaşlı. Ama önce sen yaparsan, sınıfı geçtiğinde de kaldığında da, çok büyük şaşkınlıklar yaşamazsın. Hazırlıklı olacaksın.
İnsanın kişiliğini, yaşadıkları-yaşamadıklarından öte, onları değerlendirmesi oluşturuyor. Doğru değerlendirme, ondan sonuç çıkartma. Bir parçan sürekli kendini notunu verir halde olmalı.
Yaşanan her şey değerlidir. Daha doğrusu değerli kılma fırsatı vardır, sen onu değerli hale getirebilirsin. Neyin nasıl yapılmayacağını, neyin nasıl söylenmeyeceğini öğrenmek de az şey değil. Yeni bir kapı açabilir hatalar. Hataları olumlu kılmak mümkündür.
DENGE
Sizin alınız al, inandım.
Morunuz mor, inandım.
Tanrınız büyük, âmenna.
Şiiriniz adamakıllı şiir,
Dumanı da caba.
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum,
Kalabalık ha olmuş, ha olmamış.
Sokaklarda yitirmiş, cebimde bulmuşum.
Ama sokaklar şöyleymiş,
Ağaçlar böyleymiş,
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de.
Pırılpırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara,
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum,
Hiçbirinizle döğüşemem.
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var,
Sizin alınız al inandım,
Sizin morunuz mor inandım,
Ben tam dünyaya göre,
Ben tam kendime göre,
Ama sizin adınız ne