“Kalbin de kabrin de nakli mümkün ama aşkın nakli olmuyor.” (sayfa-65)
Okuduğumuz şiirler, dinlediğimiz şarkılar, izlediğimiz filmler her geçen an biraz daha fazla incitir bizi. Hayat mutlulukları ne kadar çok tattırıyor sanıyorsak da koynumuzda en çok acılarımızdır taşıdığımız…
Tuhaf bir değeri oluyor acılarımızın, incitmeden besliyor, daha da özenle saklıyoruz. Bilmediğimiz bir çok şey öğrettiğinden mi yoksa unutmaya kıyamadığımız kadar değerli hatıralarla yüklü olduğundan mı bilinmez; aldığımız yaraların, hep kanamasını, onu unutturmamasını isteyecek kadar da çok seviyoruz.
Bazı acıları ise hiç hatırlamamak, yüreğimizden silmek isteriz. Her ne kadar hatırlattıkları tatlı bir sızlamadan ibaret, her seferinde aynı yarayı yeniden kanatsa da unutmayı dener tekrar tekrar dener, nadiren başarırız.
Ona dair ne varsa her şeyi silebiliriz; yüzünü, sesini, yürüyüşünü, kokusunu, bakışlarını, hatta sesini bile. Fakat birlikte dinleyip eşlik ettiğimiz şarkıları asla unutamayız. Hiç uğraşmayın. Ben denedim olmuyor. Birlikte söylediğimiz şarkıları dinleyince o eski acılarım, artık naftalinleyip sandıklara kaldırdım sandığım hatıralar yeniden ayaklanıyor içimde. Eskilerden bir tebessümü hatırlarsınız, kovarsınız anıları kalbiniz kanar. Gözlerinizden damlalar akmayacaktır ,fakat emin olun ki insan en çok içinden ağlar.
Acılara yaralara zaman iyi gelir belki; iyileştirdiğinden değil, sadece alıştırdığından, nefesimiz kadar yakındır artık o acı. Birlikte söyleyip dinlediğimiz tüm şarkılar kadar yakın.
29 öykünün her birinde neler yok ki? Yalnızlığın hüznü, çocukluğun özlemleri, kayıplarımız, sorgulamalarımız.
Hayatı sorgulamaya mola vermek mi istiyorsunuz ? Zihninizi aydınlatmak ve yüreğini dinlendirmek isteyenler için gayet yerinde tercihli bir kitap.