Her zaman akılsızlık düzeyinde kuşkular olmadan işe başlayın.
— BALTASAR GRACIÁN
Çoğumuz ürkeğizdir. Gerginlikten ve çatışmalardan uzak kalmak, herkes tarafından sevilmek isteriz. Cesur bir adım düşünürüz ama çok seyrek gerçekleştiririz. Ürkekliğimizi başkalarına yakınlık göstermek, onları yaralamamak ya da kırmamak duygusuymuş gibi gizleriz ama aslında tam tersidir: Başkalarının bizi nasıl algıladığı konusunda kaygılanan bencil insanlarız.
Öte yandan cesaret dışarıya yöneliktir ve çoğunlukla insanları rahatlatır çünkü daha az utangaç ve daha az baskılanmış hissederler. Bu nedenle cesur kişilere hayran oluruz, onların çevresinde bulunmayı yeğleriz çünkü özgüvenleri bize bulaşır, bizi içedönük ve derin düşünme dünyamızın dışına çıkarır.
Ama çok az insan cesur olarak doğar. Cesaretinizi denemeli ve geliştirmelisiniz. Sık sık uygulayacak yollar bulabilirsiniz.
Başlamanın en iyi noktası özellikle kendi değerinizi saptamanız istenen tartışmaların yaşandığı pazarlık dünyasıdır. Sıklıkla çok düşük bir bedel seçerek kendimizi azımsarız. Şunu anlamalısınız: Cesaret doğuştan gelmediği gibi ürkeklik de doğuştan gelmez. Çatışmalardan kaçınma arzusu nedeniyle edinilen bir alışkanlıktır.
Eğer ürkeklik benliğinizi sarmışsa, onu söküp atmalısınız. Cesur bir hareketin sonuçlarıyla ilgili korkunuz gerçeklerle doğru orantılı olmadığı gibi, ürkekliğin sonuçları daha da kötüdür. Değeriniz düşer ve kendini gerçekleştiren bir kuşku ve felaket döngüsü yaratırsınız
Günün Yasası: Ürkeklik tehlikelidir. Cesaretle girişmek daha iyidir. Korkusuzluk nedeniyle yapacağınız hataları biraz daha korkusuzlukla kolayca düzeltebilirsiniz.
İktidar, Yasa 28: Cesaretle Eyleme Geçin
Aynı olayları sadece farklı isimlerle yaşanabilmesi tesadüf değildir . Hayatınıza giren her insanın tesadüfen orada olmadığını bilmeniz gerekiyor . Sizin duygu düşünce ve davranışlarınızı size yansıttığını hatırlayın . Siz değiştikçe hayatınıza giren insanlar da değişir . Eğer bir döngüden kurtulmak için onu rededer yok sayarsanız aynı durumları çekme ihtimaliniz çok yüksektir. Bunun tek bir nedeni var bilinçaltındaki kökleşmiş inançlar.
Karşı tarafın ayna oldugunu daima hatırlayın
•Bilinçaltındaki aynı döngüleri tespit etmeniz için önemli soruları kendinize sorun .
Hangi duyguları sık ve yoğun yaşıyorum ?
Hangi olayları daha çok yaşıyorum ?
Sıklıkla hangi durumlar ilgimi çekiyor?
Hangi durumlarda sıkışma ve tekrarlanma hissediyorum?
Sizi en çok sokan ve tekrar eden olaylar nedir ?
Bu sorulara samimiyetle cevap vermeniz gerekiyor.deftere not almanızda fayda var
"Eğer hayır diyemiyorsanız mutlaka hakkınızın yeneceğini eğer sürekli evet diyorsanız asla kendiniz olamayacağınızı sürekli olarak iyi demeleri için her şeyi onaylıyorsanız siz hariç herkesin mutlu olacağını bilmelisiniz ".
Bunun çözümü ;
1- sorumluluk alın . Birçok durum sizin davranış kalıplarınızda gizlidir.
2-Sınırlarınızı net belirleyin . Hayatınıza giren insanlar neyi sevip neyi sevmediğinizi bilsin.
3- Kendinize yatırım yapın . ( Sağlıklı beslenme öz şefkat Spor fitness gibi konularda uzmanlaşın .)
4- Dengeli olmaya gayret edin çok alıcı ve çok verici olmak ilişkinin kalitesini bozar.
5-Eyleme geçin . Eğer hareket ediyorsanız dönüşüm mümkün olur
SİZ BİR İNSANA YA DA BİR DURUMA "HAYIR" DERKEN, bırakın bu tepkiden değil, içgörüden, sizin için o anda neyin doğru olduğu neyin olmadığı berrak idrakinden gelsin.
Bırakın, bu tepkisel-olmayan bir "hayır," yüksek-nitelikli bir "hayır," tüm olumsuzluktan arınmış ve böylece daha fazla ıstırap yaratmayan bir "hayır" olsun.
Eğer teslim olamıyorsanız, hemen eyleme geçin: Durumu değiştirmek için açıkça konuşun ya da bir şeyler yapın, veya o durumdan uzaklaşın. Yaşamınızın sorumluluğunu üstlenin.
Güzelim, parlak iç Varlığınızı ve Dünya'yı olumsuzlukla kirletmeyin. Mutsuzluğa içinizde hiçbir biçim de yer vermeyin.
Yorulduğunuz zaman dinlenin. Motive olduğunuz zaman eyleme geçin. İlham aldığınız zaman yaratın. Umutlandığınız zaman sıçrayın. Şüpheye düştüğünüz zaman bekleyin. Hazır olduğunuz zaman gidin.