Eylem Erdem Şengör

Eylem Erdem Şengör
@eylemerdemsengor
Yazarak gelişen-geliştiren, Nadide'nin yazarı nadide bir insan... dr.com.tr/kitap/nadide/ey...
Yazar-Editör; Reklam ve Halkla İlişkiler Uzmanı
Sinop
11 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
... “Ölüm neydi? Bir sonbahar günü, mahallerindeki o eski ve heybetli camiden çıkan, yeşil örtüye sarılmış tabutu gördüğü vakit sordu bu soruyu ilk kez; önce annesine, yıllar sonra da kendine... Kalabalıktı. İnsanların çoğu ağlıyordu. O çocuk aklıyla, taaa o zamanlar anlamıştı ölümün dönüşü olmayan bir gidiş olduğunu, gidenin sevdikleriyle bir daha hiç görüşemeyeceğini, sarılamayacağını, hiç konuşamayacağını... Sahi; ölüm konuşmamak mıydı? Sonsuz bir suskunluk mu yoksa? Giden gitti, kalanlar hiç istemese de yola devam etti. Yapacak çok bir şeyleri de yoktu zaten devam etmekten başka. Kış geldi geçti, mevsimler değişti. Derken ilkbahar geldi. Herkes öylesine mutlu ve kendi hayat telaşı içinde dönüp durdu ki; unutuldu vefa, dostluk, giden, kalan... Mevsim ve hayat canlanırken iyilik, merhamet, vicdan ölüp gitti belki de.. Sonra yine mevsimler değişti, yalan yaz geldi oturdu kapıya. Sıcak, yalnız, yalan ve yakan yaz... ve böylece aylar, mevsimler, yıllar geçti-gitti. Sahi ölüm neydi? Unutmak, unutulmak, yok sayılmak... Yaşarken umursanmamak da bir çeşit ölüm değil miydi ki? -Ölüm Eşiğinde- Eylem Erdem ŞengörEylem Erdem Şengör
Reklam
..."Öldüm! Derin bir nefes çektikten sonra içime, sakince bıraktım kendimi o nefesle birlikte. Şehadet getirmeye niyetliydim de esasen, gücüm yetmedi; "Allahım beni bağışla, affet!" diyebildim içimden sadece. Gittiğimi kimse görmedi, yalnızdım odada. Vedalaşmaya da lüzum olmadı bu durumda, gideceğim belliydi zaten. Aralarına bir daha dönemeyeceğimi, dünya telaşımın ve işlerimin bittiğini, artık başka bir yolun yolcusu olduğumu epey bir zaman önce belli etmiştim; anladılar mıydı bilmem? Hiç korkutmadı beni ölüm, korkmak yaşam telaşı olanlara ait bir duygu belki. Yaşarken çok korkuyor insan ölmekten, bir bilse aslında yaşamaya çalışmak nasıl öldürüyor insanı her gün biraz biraz daha. Sen yaşıyorum sandıkça, giderek yaklaşıyorsun ölüme; yani bir nevi öle öle yaşıyoruz hepimiz aslında. Vaktin geldiğini, bana bahşedilen ömrün tamam olduğunu sadece benim duyabileceğim bir sesle ve kalbime düşürdüğü o duyguyla hissettirdi bana yaradan. Gitmek için yola koyulma, buraya ait tüm endişe, korku, yük ve telaşları bırakma zamanıydı şimdi. O sordu mu bilmiyorum ama ben "Tamam razıyım ben Allahım, teslimim sana!" dedim kalp sesimden. Ruhum çıkarken bedenimden ve cansız bedenime bakarken ben, bir tüy kadar hafif, yeni doğmuş bir bebek kadar günahsız ve heyecanlı hissettim kendimi. Acı ve üzüntü yoktu, saf bir hiçlikti durduğum yer. Fark etmezdi hangi dünyaya doğduğun, ben de yeni bir âleme doğuyordum şimdi. Bulunduğum yatak, oda, mekan ve binadan göğe doğru yükselirken tekrar aklıma geldi bu düşünce: "İnsan ölmekten niçin bu kadar korkutulur ve korkar?" Ben yaşarken de çok korkmadım; benim derdim yaşamak varken yaşayamamaktı aslında... Usul usul ve sakince göğe yükselirken ben, gittiğim fark edildi kontrole gelen o güzel ve genç hemşire tarafından. İşini iyi yapan ve seven bir
..."Telefonu bozulmuştu, ses gelmiyordu; sinirli ve gergindi, kimseyle konuşamıyordu. Yaz başından beri ikinci telefondu bu bozulan; onunla ne çok mesai harcadığını, dış dünyadan ve etrafindaki insanlardan çok daha fazla vaktini aldığını bilmedi; verilen mesajı anlamadı, görmedi. Oflayıp puflayıp, şikayet edip söylenirken zaman geçti, konu unutuldu. Nice sonra aklına geldi birinin, sordu telefon ne oldu diye... "Hiiiiççç..." dedi omzunu silkerek; " yere düştü, düşünce düzeldi; kendine geldi sanırım" dedi. Verilen mesajı bilmedi, anlamadı ve görmedi yine... Hayat böyledir, kendine gelmek ve düzelmek için düşmek gerekir bazen; mesajı gör, al ve şifalanarak çık o döngüden💚 Eylem Erdem ŞengörEylem Erdem Şengör
İçimizdeki cevher
"Duracaksın bazen hiçbir şey yapmadan, düşünmeden... Bir şey yapmamanın derdine ve tasasına düşmeden. Boş bırakınca, göreceksin içindeki yeni seni; "merhaba" diyeceksin ve tekrar tekrar tanıyacak ve tanışacaksın yeniden... Ne vakit yüzleşirsen kendinle, içindeki cevheri o zaman göreceksin💛" Eylem Erdem ŞengörEylem Erdem Şengör
..."Annen hiç takdir etmedi ve baban hiç görmediyse seni, yaptıkların ve başarıların farkedilmedi ve hatta önemsenmediyse çocukken; yetişkinliğinin orta yerinde coşar bu görülme, farkedilme ve beğenilme isteği. Başka dudaklardan, farklı kalabalıklardan duymak istersin başarılarını, iyi yaptıklarını ve duyman gereken yıllarda duyamadıklarını. Onca söze ve görülmeye rağmen tüm bunlar doyurmaz ruhunu; hep bir eksik tat, yeri dolmayan bir sarılma, adını bilmediğin lâkin çok özlediğin bir nota yarım bırakır seni tam olmaktan. Hem her şeysindir hem de hiçbir şey... Bir türlü denk gelmez zamanın, ruhun, gözlerin ve ellerin gerçekten sana değer veren ve varlığını takdir edenlerle. Çünkü sen bugünün-şu anın değil geçmişte  yaşayamadıklarının hesabını kapatmaya, acısını çıkarmaya sözleşmişsindir kendinle... İşte tüm bunların peşinde iken hiç farketmeden yaparsın sana yapılanın aynını; görmez, farketmez, önemsemezsin sevgine ve takdirine hasret olanları. "Biz" olmaktan daha evla gelir "ben" olmak; kırıp döktüklerini görmezsin bile birliğini/biricikliğini, bunca yıldır sana teslim edilmeyen öz değerini yerine koyarken. Sen kendini gerçekleştirmeye ve hayallerine yaklaşmaya çalışırken kaçırırsın bazen ipin ucunu, uzaklaşırsın yakın olman gerekenlerden. Bilmezsin ki; yakındaki uzak, uzaktaki yakından daha acı verir insana. Suçu hep başkalarında ararsın; eksik kalan tüm yanların ve çocukluk travmalarını temize çekersin bir bir, bunda hiç suçu olmayanlarla. Vakit geçmeden, nefes bitmeden görmek istersin başkalarının gözündeki takdir edilmiş ve onaylanmış seni. Yıllar yıllar sonra anlarsın; ana-babasının vaktinde doyuramadığını dünyanın hiç doyuramayacağını..." -Önüme düşen bir sözden kaleme dökülenler- Eylem Erdem ŞengörEylem Erdem Şengör
Reklam