Evvel zaman içinde, bir Melâmetî-Kalenderî ile, bir ham softa-molla aralarında konuşuyorlardı.
Melameti: "Kendini Allah karşısında değersiz sayma, sen O'nun güzelliğinin yansımasısın" demiş. Molla: "Allah'ın karşısında kulun isteği ve varlığı bir hiçtir. Ben O'nun yalnızca sadık ve günahkar bir kuluyum", demiş
Melâmeti: "Ben senin söylediğin anlamda bir Allah'ı tanımıyorum", diye yanıt vermiş.
Bunun üzerine softa-mollanın tepkisi çok şiddetli olmuş.
Ardından ham molla: "Ne! Sen benim inançlarıma karşı nasıl saygısızlık edersin! Beni ve ilmimi hiçe sayarsın haa! Öyle mi?" demiş ve Melâmeti-Kalenderi Hakk âşığını öldürtmüş.
İşte sevgili evladım! Homurdanan halk ve cahiller kendi kafalarına göre, işte böyle mollalar ve şeyhler bularak biraz evvel anlattığım misâlde olduğu gibi "Onların inandığı Allah'ı tanımadığım ve kabül etmediğim için bana da bühtân etmekte ve görüyorsun ki canıma kastetmektedirler.
Tanrı marhametinin tecellisi,
gönlüne kuş gibi konulmuş çocuk;
uğruna ölmeyi dileyeceğin,
yaşamak denilen sefil mezradır.
Hayatta kalmak için yaşayacaksın,
ne demek unutacaksın ana rahmi.
En büyük mücadelen olacaktır
mezarına ekilmeyecek çiçek.
Omuzlarındaki defterde yazan,
sefaletten başka bir şey değildir.
Ve ölümünü kutsayacak kişi,
tenha dağlardan başkası değildir.