eylüľ☾

eylüľ☾
@eylullzehra
7/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
Toplum baskısı, kendi üzerimizde kurduğumuz baskıyla birleşince bazen nefes almak bile zorlaşıyor. İnsanlar bana “Neden hep mutsuzsun, niye bu kadar karamsarsın?” diye soruyor. Ama ben ne mutsuzum ne de karamsar. Sadece insanların bazen acı çekmesinin, mutsuz olmasının kaçınılmaz olduğunu kabullendim. Hayat bu sonuçta; ne her zaman mutlu olacağız ne de sürekli mutsuz. Ama insanlar bize bitkin hissetme hakkını bile çok görüyor. Bazen bunu sadece başkaları değil, kendi kendimize de yapıyoruz. Neyse, kitaba gelecek olursak… Bu kitap hayatıma bir şey katmadı ama benzer hisleri başkalarının da yaşadığını görmek ve yaşayan kişinin ağzından okumak güvenli hissettirdi. Kitap, yazarın psikiyatristiyle yaptığı diyaloglardan oluşuyor. Seanslarını kaydetmiş ve bunları daha sonra kitaba dönüştürmüş. Yazar; ailesiyle yaşadığı sıkıntıları, depresyonu, anksiyeteyi ve bunların onda bıraktığı izleri açık bir şekilde anlatıyor. Kitabın sonlarına doğru yazarın hayatını araştırmak istedim ve 35 yaşında zatürreden öldüğünü öğrendim. Organlarını bağışlayarak beş kişiye umut olmuş. Buna bir yandan üzüldüm, bir yandan da sevindim. Çünkü yaşamak, bazen ölmekten çok daha zor olabiliyor.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,4bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
Bu kitabı tarih öğretmenimin zoruyla okudum. Kendisini pek sevmem. Ama itiraf etmeliyim ki sırf bu kitabı okumama vesile olduğu için bile ona duyduğum nefreti bir süreliğine unutabilirim. Çünkü Deli Kurt, beklediğimden çok daha derin bir roman çıktı. Kitap, Yıldırım Bayezid’in Timur’la yaptığı Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı’nın girdiği Fetret Devri’ni anlatıyor. Çelebi Mehmet’in tahta geçmesiyle kardeşi İsa Bey’in öldürülmesi olaylarıyla başlıyor. Ama ben bu kitabı sadece bir tarihî roman olarak görmedim. Atsız burada savaşlardan, taht kavgalarından çok daha fazlasını anlatıyor: Türklerin var olma sancısını, kimliğimizi arayışımızı ve en acısı da kandaş olduğumuz hâlde birbirimize verdiğimiz zararın Çin’den, Rum’dan daha fazla olduğunu. Deli Kurt’un Gökçen Kız’a olan aşkı bile sıradan bir aşk değil; içinde millî değerler taşıyan, inançla örülmüş bir sevgidir. Bu iki insanın birbirine duyduğu his, sadece bedensel bir bağ değil; sanki iki ruhun, iki ideali aynı noktada buluşması gibi. Fiziksel anlamda kavuşamasalar da ben onların manevî bir alemde birbirlerini bulduklarını düşünüyorum. Deli Kurt’un aşkı, aslında bir millete, bir ruha, bir geçmişe duyulan bağlılığın başka bir biçimi. Deli Kurt sadece geçmişte yaşamış bir kahraman değil; hepimizin, günümüz şartlarında bastırdığı ve bastırmak zorunda kaldığı o inatçı ruh ve mücadele. Bir gün onun gibi, nereye gittiğinizi bilmeden de olsa o ruhu dinleyebilmeniz dileğiyle. ️
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,6bin okunma
8/10
·73 syf.··
2025 10. kitabı
Dönüşüm'ü sanırım dördüncü kez okuyorum. İlk okuduğumda Gregor'a sinir olmuştum. Kendi elleriyle kendini köleleştirmiş gibiydi, hep başkaları için yaşıyor, hiç sorgulamıyordu. Bu çok canımı sıkmıştı çünkü aslında çoğumuzdan farkı yoktu. Ben de dahil olmak üzere hepimiz bir şekilde "böceğiz". Ama bunu ya hiç fark etmiyoruz ya da fark etsek bile Gregor gibi hiç yadırgamadan devam ediyoruz. Şimdi yeniden okuduğumda daha farklı hissettim. Belki de bu hâl -böcekleşmek- hayatın bize sunduğu garip bir hediye. Çünkü istemesek de yaşıyoruz, bir şekilde idare ediyoruz, elimiz kolumuz tutuyor, kimseye muhtaç değiliz. Ya tamamen boşlukta kalsaydık? Hiçbir şey yapamaz hâle gelseydik? O zaman neye tutunurduk? Gerçekten özgür olabileceğimiz bir dünya aslında var. Ama bu dünya değil. Bu dünya geçici, gelip geçici her şeyle dolu. Kendimize, isteklerimize odaklanmak... bunlar boş geliyor artık. Çünkü ne isteyebilirim ki bu dünyadan? Neden bir şey aldığımda mutlu olayım? O şeyin beni mutlu ettiğini düşünmem bile belki sadece bana öğretilmiş bir şey. Zevk almak bile bize yüklenen bir görev gibi. Sanki hayatta kalmak yetmiyor, bir de bir şeylerden keyif almamız bekleniyor. Ama gerçekte, yaptığımız çoğu şey sadece hayatta kalmak için. Zorunluluk yani. Bir zorunluluktan nasıl gerçekten zevk alabiliriz ki? Ama belki de Gregor'un böceğe dönüşmesi bir son değil, bir kaçıştı. Dünyanın yüklerinden, beklentilerinden, yapmacık mutluluklarından uzak bir yerdi orası. Belki de huzura en çok yaklaştığı hâliydi o.
DönüşümFranz Kafka · Olympia Yayınları · 2020267,5bin okunma