Pedro Páramo'yu elime ilk aldığımda sayfa sayısına baktım ve "Bu kitap kısa. Bitirmesi kolay olacak," diye düşündüm. Birkaç oturuşta bitirebileceğim hızlı ve kolay bir okuma bekliyordum ama yanılmışım. Arka kapağı kapattığımda, tek bir şeyi bile anlamamışım gibi hissettim. Açıkçası kendimi, kitabı henüz hiç açmamış biriyle aynı konumda hissettim. İnsanda hikayeyi gerçekten okuyup okumadığını sorgulatan tuhaf bir kafa karışıklığı hissi bırakıyor.
Ancak bu kafa karışıklığı, o dönemin kaosunu anlamama aslında yardımcı oldu. Hikaye basit bir şekilde başlıyor: Juan Preciado, babası Pedro Páramo'yu bulmak için Comala'ya gider. Fakat oraya vardığı an zaman çizelgesi paramparça olur. Kendimi sürekli önceki sayfalara dönerken ve "Bir dakika, bu satırı kim söylüyor?" veya "Bu karakter şu an hayatta mı yoksa ölü mü?" diye sorarken buldum.
Bu parçalı yapı, Meksika Devrimi'nin (1910-1920) tarihsel bağlamıyla ilişkilendirdiğinizde mükemmel bir anlam kazanıyor. Diaz diktatörlüğü ekonomik büyüme getirse de, arazinin çok az elde toplanmasına yol açarak köylüleri mülksüz bıraktı. Pedro Páramo, bu sorunun canlı somutlaşmış halidir. O, Media Luna'nın sahibi olan ve Comala'yı kontrol eden yerel patrondur. Onun mutlak gücü hakkında okumak, "toprak yoğunlaşmasını" çok gerçek hissettirdi. O sadece bir kötü adam değil; devrimin yok etmeye çalıştığı sistemin bir sembolüdür.
Kitap boyunca devrim arka planda gerçekleşiyor ama kahramanca hissettirmiyor. Francisco Madero 1910'da Diaz'a karşı ayaklandı ve 1917 Anayasası'nın toprak reformu ve işçi hakları gibi radikal değişiklikler getirmesi gerekiyordu. Ancak Comala'da bunun karanlık tarafını görüyoruz. Devrimciler kasabaya geldiğinde, Pedro tarafından kolayca manipüle ediliyorlar. Kendi çıkarlarını korumak için onlara para ve adam veriyor. Bu durum
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,258 okunma
kitap gayet guzeldi. osmanlinin son donemlerini ve kurtulus savasi surecini anlamak, kafamda kronolojiyi oturtmak icin iyi oldu. galiba ben de suyu ariyorum
siyasal antropolojiye ilginiz varsa baslamaniz gereken kitap bu. ilginiz yoksa cok okumasi kolay gelmeyebilir ama baslangic icin,ilginiz varsa, temel atmada cok yardimci bence. buradan devam etmek isterseniz benim de hocamdan oneriyle okudugum Vahşi Savaşçının Mutsuzluğu'nu okuyabilirsiniz. Balandier'in bu kitabina kiyasla okumasi ve adapte olmasi daha kolay bir kitap. (164 gunde okumadim tabii ki 'okudum' isaretlemeyi unutmusum)
Siyasal AntropolojiGeorges Balandier · İş Bankası Kültür Yayınları · 202136 okunma