Oldukları yere bedel ödemeden gelenleri tanırsınız. Çiğdirler, buram buram olmamışlık kokarlar. Çünkü yoldan geçmemişlerdir..
oysa yol, bunun için vardır. Yolculukta yaşananlar bizi hazırlar ve olmamız gereken kişiye dönüştürür.
Ejderha olmaktan vazgeçtiğim gün girdiğim yolun deve olmaktan geçtiğini bilmeyen bir yolcu iken dönüp dolaşıp tüm bildiklerini bir puzzle gibi birleştirip kendine aslan demek için bazen vazgeçişler yaşamanın gerektiğini öğrendim , şimdi yeniden doğmak olanı öldürmek absürt algınsa da temelde her bitiş bir başlangıç ve her başlangıç bir yeniden doğuştur. Önemli olan ejderhanın etkisi altında kalmamak. Her şeye yeniden en baştan aynı hevesle başlamak bir bebek gibi tüm kötülüklerin efendisi olmaktan geçiyorsa bazen ve bu kötülük filolojiyi iyi kullanan bir adamın tüm kuramlarında kaynayıp gidiyorsa ya her şeysindir yada hiç.
Uyandığımda kalbimden gelen sızıyı dindirmek için yüzümü; lavanta kokan bir güzellik sabunuyla yıkadım. Kahvaltı etmeden önce bana armağan ettiğin son fotoğrafa baktım uzun uzun. Karların içindeki o mahzun duruşun, ezilen mideme bir ayrılık sancısı olarak oturdu. Oysa daha bu sonbaharda, benim suladığım zeytin ağaçlarının altında; neşeli kahkahalar savuruyorduk hayata...
Sabah 09.00, akşam 18.00. Sonra başka mecburiyetler. Sıkışıp kaldık. Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı, Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. Bir ömür karşılığı bir ömür yani. Ne saçma.