onun ateşli doğası sonunda, erkeklerin yaltaklıklarıyla çoğalan daha içten gereksinimler duyumsuyor;
önceki sevinçleri onun için zamanla gittikçe yavanlaşıyor, sonunda belirsiz bir duygunun kendisini karşı konmaz biçimde çektiği bir insana rastlayıncaya kadar, bütün umutlarını ona bağlıyor, etrafındaki dünyayı unutuyor, hiçbir şeyi görmez, hiçbir şeyi unutmaz, ondan, o biricik kişiden başka hiçbir şey hissetmez, o biricik kişiden başka hiçbir şeye özlem duymaz oluyor.
Kararsız bir kendini beğenmişliğin boş zevkleriyle bozulmamış olarak, arzusu hedefe çekilmektedir, onun olmak, sonsuz bağ içinde, eksikliğini duyduğu bütün mutluluğu bulmak, özlediği bütün sevinçleri bir arada tatmak istiyor. Bütün umutların kesinliğini mühürleyen vaat yinelenmiş, arzularını kamçılayan pervasız sarıp sevmeler, ruhunu sarmalıyor; bir boğuk bilinçte, bütün sevinçlerin bir önsezisi içinde yüzüyor, en uç kerteye dek gergindir, sonunda bütün heveslerini kucaklamak için kollarını açıyor
- ve sevgilisi onu terk ediyor.
- Donakalmıştır, aklı başında değildir, bir uçurumun kenarındadır; etrafı
çepçevre zifiri karanlıktır, hiçbir çıkış, hiçbir umar, hiçbir sezi yoktur! zira o, kız salt kendi varlığını duyumsadığı bir anda onu terk etmiştir. Önünde açılan geniş dünyayı görmez, kaybının yerine geçebilecek bir çoklarını görmez, kendini yalnız, bütün dünya tarafından terk edilmiş olarak hisseder - ve kör, kalbinin ürkünç felâketinin cenderesinde sıkışmış olarak, çepçevre kucaklayan bir ölümle bütün acıları söndürmek için, kendini aşağıya atar.