Atsız, şiirlerinde de insanın, ömrünü inandığı milli ülkülere adayarak hayatına anlam kazandıracağı, belki onlara ulaşamayacağı, ama o uğurda ölerek mesut ve bahtiyar olacağı fikrini savunur. Bu düşüncesini birkaç şiirinden seçtiğimiz örneklerde görelim.
Yüz paralık kurşunla gider "HAYAT" dediğin;
Tanrı yolu uzaktır; erken kalk sıkı giyin.
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elma'na varmadan öleceksin.
("Türk Gençliğine")
Delinse yer çökse gök; yansa kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru yürürüz yayan.
Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz...
("Türklerin Türküsü")
Atsız ölüm temasını çeşitli şiirlerinde, bazen birkaç mısra veya kıt'a hacminde, bazen de bütün bir şiir boyunca, işlemiştir. Onun iki şiiri vardır ki, bunların temini bütünüyle ölüm fikri meydana getirir. Bunlar, "Gel Buyruğu" ve "Sona Doğru" isimli şiirlerdir. Türkçülük, ülkücülük, Turancılık, milliyetçilik, Kızıl Elma, "Yüce Dilek": Türkçülüğün; Türk milliyetçiliğinin, Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğunu belirten Atsız'a göre; Türkçülük bir ülküdür. Ülküler milletlerin manevî gıdasıdır. Ülküler, gerçekle hayalin karışmasından doğmuş olan, düne bakarak yarını arayan, milletlere hız veren ve uğrunda ölünen büyük dileklerdir.
Atsız, yurt ve ulvi gayeler için ölmeyi, hayatın gayesi olarak görmüştür. Hayat beşikte başlar, ölümle mezarda sona erer. "İnsan büyür beşikte/Mezarda yatmak için."(Kahramanların Ölümü). "Ecel dedikleri şey erlerin kevseridir." (Gel Buyruğu).