Atsız, 1964 yılında yazdığı, Türk destanları ve kahramanlarını örnek gösterdiği "Kömen" (Hayal) şiirinde, Türk gençliğine hitap ederek "hayatın gayesinin bir görev yapmak" ve "bu görevin de ülkü yolunda çalışmak gerekirse ölmek" olduğunu ifade etmiştir. Atsız'ı bu şiiri yazmaya yönelten saik, şiirde geçen "Tükürürler Kadeş'in itlerine" mısrasında saklıdır. 18 Mart 1962'de Çanakkale Zaferi törenlerine katılmak ve şehitlikleri ziyaret etmek için Kadeş isimli gemiyle İstanbul'dan Çanakkale'ye giden kız ve erkek üniversite öğrencileri arasında yaşanan "Kadeş Rezaleti" olarak anılan gayriahlaki ve gayrimillî olaylar basına yansıyınca, toplumda büyük bir infial oluşmuştu. Atsız, millî şuurdan yoksun bir grup gencin bu davranışlarına karşı tepkisini bu şiirle ortaya koymuştur.
Dil bir milletin en değerli malıdır. Ordusunu kaybeden bir millet tehlikededir. İstiklalini kaybeden millet korkunç bir felakete düşmüştür. Dilini kaybeden milletse yok olmuş demektir.
Ülkücünün en çok dinlediği, "nasihat"dir. "Yapma!" derler, "Hayatını heba etme!" derler, "Gününü gün et!" derler. O kadar çok şey söylerler ki, hiç bitmez. O hepsini dinler, ama hiçbirini tutmaz, gene bildiği gibi yaşar.
Doğu Türkistan meselesini tarihsel arka planı ve güncel boyutlarıyla birikte ele alan, sade ve anlaşılır bir anlatıma sahip bir eserdir. Kitapta Doğu Türkistan'ı, kandaşlarımıza uygulanan zulümleri (belki de hiç haberinizin olmadığı zulümler), yapılan soykırımları, bu davaya ömrünü feda eden ve gerçek kahraman/lider diyeceğimiz bazı öncü şahsiyetler (Osman Batur İslamoğlu, İsa Yusuf Alptekin...) hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Yıllardan beri süregelen kızıl çinin kandaşlarımıza uyguladığı zulme sessiz kalmamak hepimizin bütün Müslüman Türklerin boyun borcudur. Bu mücadele bu dava hepimizin.
Bazen insanın aklına şu soru geliyor: Ben tek başıma ne yapabilirim?
Kitapta bu soruya verilen cevap ise çok anlamlı:
"Ferd ferd Doğu Türkistan'ı bilmek, anlamak, hayallerimize Doğu Türkistan'ı da almak, rüyamızda Kaşgar sokaklarında yürümeyi görmek, odamızın, masamızın duvarına Doğu Türkistan haritasını, bayrağını asmak ve yaşanan zulmü duyurmak birey olarak yapabileceğimiz en ulvî vazife olabilir. En azından Doğu Türkistanlıların yanında olduğunuzu hissettirmek ve onlara manevi destekte bulunmak çok çok önemlidir."
Son olarak kitabın yazarı ve Türkistan Kültür Evi'nin sahibi Barış Kurt Beyefendiye Ramazan ayında, iftar sofrasına buyur ettiği ve misafirperverliğinden ötürü teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
Yolunuz düşerse Türkistan Kültür Evi'ni ziyaret edip bir Turanyum içmenizi de gönülden tavsiye ederim.
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ DOĞU TÜRKİSTAN!