Çince yazılı tarihi kaynaklar ve Eski Türkçe (Gök Türkçe) yazıtlardaki bilgiler değerlendirildiğinde Ötüken'in yaklaşık sınırlarını şöyle belirlemek doğru olacaktır. Kuzeyde Selenge Irmağı, doğuda Orhun Irmağı (Orhun'un kaynaklarında güneydoğu istikametinde genişler), kuzeybatıda Tes Irmağı arasında kalan alan Ötüken olarak belirlenmelidir. Güneyde Hangay dağ sırasının sırtları doğal sınır sayılmalıdır. Dolayısıyla bugün Arhangay Aymağı (vilayeti) odak noktası olmak üzere Bulgan'ın batısı, Övörhangay'ın kuzeyi, Zavhan'ın doğusu, Hövsgöl'ün güneyi Ötüken alanına dahil edilmelidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uygur mimarisinde dikkati çeken bir başka gelişme, Budist külliyelerinin Türk "Ordu-Balık" (merkez şehir; hükümdarların maiyetleriyle oturdukları başkent) yapısı gibi iç içe iki surla çevrili olmasıdır. Dört köşede büyük dağları temsil ettiği düşünülen kuleler ve müstakil inşâ edilen işaret (haberleşme) kalesi vardı. Pagoda mimarisinin (Budistlerin kule gibi yükselen ince ve uzun çok katlı tapınakları) özelliklerini taşıyan bu kuleler zamanla Uygur sanatının incelikleriyle değişerek inceldi ve Türk minaresine dönüştü.
Şine-usu'da bulunan Moyen-Çor (Bayan Çor) Yazıtı ve Karabalasagun bulunan Karabalasagun Yazıtı, Uygur tarihinin olduğu kadar edebiyatının da temel kaynakları arasındadır.
Kırım'da 1303 tarihinde yazılan Codex Cumanicus adlı Latince-Kıpçakça-Farsça sözlük Türk dilinin tarihi açısından eşsiz bir hazine durumundadır. Cenovalı ve Venedikli tacirler ve misyonerler tarafından meydana getirilmiştir. Kıpçak diline ait bazı gramer kuralları, İncil'den tercümeler ve bazı Katolik ilâhîlerinin Kıpçakça tercümeleri vardır. Ayrıca Kuman-Kıpçak kültür hayatına dair önemli bilgiler de bulunmaktadır. Söz gelimi Türkçe şehir hayatına, inşaata, mimariye, ev eşyasına, çeşitli yemeklere, demircilik ve madenciliğe, okul ve yazı işlerine, musiki, sanat ve eğlencelere, devlet yönetimine, elbiselere, mücevherata, tıbba, tatlılara, hesap işlerine, kokulu şeylere, taşıt işlerine ait ilgi çekici bilgiler kaydedilmiştir.
Kuman ve diğer bütün farklı söylenişler, genellikle sarı-açık sarı saman rengi, sarışın gibi anlamlar ifade ederler. Bundan anlamaktayız ki, bir kısım Kumanlar gerçekten beyaz tenli, kumral sarı saçlı idiler. Bu isim onlara diğer Türk boylarından farklı olduğu için verilmiştir. Kuman ismi 885'ten itibaren İslâm ve Gürcü kaynaklarında "Kıpçak" ismi ile geçmektedir.