Sühreverdî, "İslam dünyasının Eflatunu" veya "Müslüman olmuş Plotinus" olarak tarihe geçmiş ve "İslam'da ilk felsefe şehidi" olarak bilinen bir filozoftur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birunî, bizzat kendi ifadeleriyle henüz çocukken Kâs şehrinde saraya ilaç getiren ihtiyar bir Türkmen'le karşılaştığını bildirmesi,astronomide yaptığı ilk rasatlarını Türklerle meskûn bölgelerde yapması, Kıtay Han'ın elçilerine bizzat sorular sorması, kendisine yağmur taşı getiren bir Türk'le konuşması vs. dikkate alınırsa onun Türkçe bildiğinin ve Türk olduğunun önemli işaretleridir.
1-İnsan yeryüzünün en seçkin yaratığıdır. Ancak insanlar arasında kıskançlık vardır ve birbirlerinin sahip oldukları şeylere kıskanırlar. Sonunda toplumsal huzursuzluk olur. 2-İnsanlar kendi kabilesini, inancını ve mezhebini ötekilerden üstün görür ve bu da insanlar arasında sürtüşmelere yol açar. 3-Hurafeler ve boş inançlar, insanlığın gelişmesini önler ve anlaşmazlıklar doğurur.
...Çünkü Müslüman olan Türkler kendi yöneticilerinin, kabile veya hükümdar sülalesinin adlarıyla anılmaktaydı. Müslüman olmayan Türkler ise Türk adıyla Asya içlerine ötelenen Türkistan sınırının doğusunda ve kuzeyinde kalıyorlardı. Bir diğer tabirle Müslüman oldukça Türkler "Darü'l İslam" adı verilen sınırın içine dâhil oluyorlardı. Türkistan adı verilen bölgeler ise "Darü'l-harp" olarak görülüyordu. O zamanki Arap müelifleri, o bölgedeki Türkler'i Kur'an'da geçen "Yecüc-Mecüc" gibi menfi sıfatlarla anıyorlar ve hatta İbn Miskeveyh gibi bazıları da onları insan olarak bile görmüyordu. Bu sebeple Müslüman Türkler bile kendilerine "Biz Türküz" diyemiyorlar, "Biz Karahanlıyız, Kaşgarlıyız, Harzemşahlıyız, şuyuz, buyuz" diyorlardı ama bir türlü "Türküz" demiyorlardı.
Bugün dünyada önemli şahsiyetlerin milliyetleri veya etnik kökenleri hususunda Batılı araştırmacıların çifte standartları bilinen bir gerçektir. Çünkü onlar, eserlerini Arapça olarak kaleme almış bulunan bütün yazarları, filozofları vd. hepsini "Arap yazarlar" kategorisinde gösterirler. Hatta kaynakları Arapça diye İslam Felsefesini "Arap Felsefesi" ismiyle anarlar. Hâlbuki kendileri, Latince yazan bütün yazar ve filozoflarını "Latin yazarlar" kategorisinde değerlendirmezler. Kaynakları hep Latince olan Hristiyan felsefesine hiçbir zaman "Latin felsefesi" demezler. Hatta onlar, dönemin bilim dili olan Arapça ile eserler vermiş her Doğulu düşünür hakkında "Arap filozofu" veya "Arap yazar" diye bahsederken; Batının bilim dili olan Latince ile eserler vermiş düşünür ve bilim adamlarına "Latin Filozof" veya "Latin yazar" demezler. Mesela; İngiliz Newton, Alman Leibniz ve Kant, Hollandalı Spinoza eserlerini Latince vermiş olmalarına rağmen milliyetleriyle anılırlar. Keza günümüzde mensup olduğu ırkın dilini bilimsel olarak kullanmayan, eserlerini İngilizce ve Almanca veren Albert Einstein ile Sigmund Freud, Alman ve İngiliz değil, Yahudi bilim adamları olarak anılırlar.