İsmail Yakıt Prof. Dr. İsmail Yakıt

Yazar 8,7/10 · 12 Oy · 19 kitap · 20 okunma ·  4 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

4 okur beğendi.
12 puanlama · 23 alıntı
0 haber · 594 gösterim
20 okur kitaplarını okudu.
42 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
1 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

İsmail Yakıt'ın Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

İsmail Yakıt'ın Biyografisi

Prof. Dr. İsmail YAKIT, 1950'de Denizli'nin Tavas ilçesi Kızılcabölük Bucağı'nda dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu memleketinde, liseyi Denizli'de bitirdi. Yüksek tahsilini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde (1970-1974) tamamladı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından burslu olarak Fransa'ya gönderildi. "Paris-IV Sorbonne Üniversitesi'nde" Doktora yaptı (1974-1979). Doktora tez çalışmaları esnasında, Sorbonne Üniversitesi'nde Mukayeseli Felsefeler Dalı'nda İhtisas Diploması aldı (1976). Kahire (Mısır) Üniversitelerinde araştırmalarda bulundu (1976-1977). Paris Tıp Fakültesi'nin Juvisy Dokümantasyon Merkezinde araştırmalar yaparak "Anthropologie biologique" sertifikası aldı (1978).
1979'da İslam Felsefesi ve Mukayeseli Felsefeler dalında Paris-IV Sorbonne Üniversitesi'nde hazırladığı evrim teorileri üzerindeki Doktora tezini "Pekiyi" dereceyle savunarak yurda döndü. Erzurum Atatürk Üniversitesi İslami İlimler (İlahiyat) Fakültesi'ne Dr. Asistan olarak girdi (1980). KKTC'nde Yedek Subay olarak askerlik yaptı (1980-1981). Yardımcı Doçent oldu (1982). Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk-İslam Düşüncesi Tarihi Anabilim Dalı'na naklen tayin oldu (1984). Doçent oldu (1986). İslam Felsefesi Profesörlüğü'ne yükseltildi ve akabinde S.D.Ü. Ilahiyat Fakültesi Kurucu Dekanlığı'na tayin edildi (1993). Üç dönem arka arkaya dekanlık yaptı (1993-2003). Bu arada Sosyal Bilimler Enstitüsü Kurucu Müdürlüğü görevini de yürüttü (1993-1999). Halen Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Çok iyi derecede Fransızca ve Arapça bilen Prof. Dr. Ismail Yakıt’ın birçok yayını bulunmaktadır. Çalışmalarının bir kısmı İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Almanca, Uygurca ve Japoncaya çevrilmiştir. 30 yılı aşkın akademik hayatında birçok başarılara imza atmış bulunan Prof. Dr. İsmail Yakıt'ın; yayınlanmış kitaplarının sayısı 20'den; yerel ve ulusal televizyon. kanallarında katıldığı sohbet ve tartışma programlarının sayısı 40’dan; Atatürk, Din, Laiklik ve Cumhuriyet konularında asker ve sivillere verdiği konferansların sayısı 50’den; ulusal ve uluslararasi sempozyum, kongre ve panel gibi katıldığı bilimsel toplantıların sayısı 120’den; yurtiçi ve yurtdışında bilimsel ve kültürel konularda verdiği konferansların sayısı 600’den fazladır.

İsmail Yakıt'ın Kitapları Kitap Ekle

13. Yunus Emre'de Sembolizm (Çıktım Erik Dalına)
0,0/ 10  (0 Oy)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hz. Peygamber için ahlak ve dürüstlük çok önemli idi. Yalan söyleyeni hiç sevmezdi.

Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 38 - Ötüken)Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 38 - Ötüken)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kadın hakkında pek çok uydurma hadis vardır.
...
Kadınların akılları şehvetlerindendir.
...
Allah'tan başkasına secde etmek caiz olsaydı, kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim.
....

Akla, mantığa ve Kur'an'a ters düşen bu nevi sözlerin hiç birisi Hz. Peygamber'e isnat edilemez. Kadını köle ve cariye olarak kullanmaya alışmış, tarih boyunca haklarını gasp eden,onları hakir gören müşrik Arap zihniyetinin, İslâmiyet'ten sonra da bu tutumlarını devam ettirmek için Hz. Peygamber adına uydurdukları sözlerdir.

Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 145 - Ötüken Neşriyat)Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 145 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kur'an, ahlaki ilkelere bağlı kalmak kaydıyla her iki cinsin dayanışma ve yardımlaşma içinde olmasını isterken... Kadın maalesef günümüzde sadece bu yönüyle değil aynı zamanda erkeklerle beraber dini görevlerini yapmaktan da soyutlanmıştır. Mesela Hz. Peygamber zamanında kadınlar cenaze, Cuma ve bayram namazlarına iştirak ederlerdi. Hatta bayram namazlarına ailece katılırlardı. Hz. Peygamber zamanında aynı çatı altında ve aynı mekânda erkeklerle beraber namaz kılar ve Hz. Peygamber'e cemaat olurlardı.
...
Kadınla erkeğin tokalaşması bile dini yasaklar arasında yer aldı. Halbuki Hz. Peygamber, yabancı bir hanımın elinden tutmuş ve onu istediği yere kadar götürmüş ve elini bırakmamıştır.

Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 172 - Ötüken Neşriyat)Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 172 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
10 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hz. Peygamber'in getirdiği yasakların hepsi dini değildi.
...
Mesela ipeğin yasak oluşu, Hz. Peygamber'in bir uygulamasıdır. İpek, Arabistan'da üretilmiyordu. Çin'den Hindistan'a, oradan da İran yoluyla Suriye'ye yani Şam pazarına getirilip satılıyordu. Oldukça pahalı bir ithal malıydı. Hz. Peygamber'in devlet başkanı sıfatıyla, ekonomik açıdan zayıf olan ilk İslam toplumunu bu nevi pahalı lüks tüketimlerden uzak tutmak için getirdiği bir yasaktır. Dini olmaktan ziyade ekonomik bir tedbirdir.

Kur'an'da ziynet kullanma yasağı yoktur. Sadece kadınlara has ziynet eşyalarını ve takılarını teşhir yasağı vardır. Kadınlar teşhir edemediklerinden takılara karşı tutkuları azalacaktır. Erkeklerin ziynet olarak altın kullanmalarının yasaklanması Hz. Peygamber'in yine ekonomik tedbirlerinden birisidir. Zira araştırıldığında görülecektir ki, o dönemde altın ticareti ve sarraflık Medineli Yahudilerin elindeydi. Müslümanların ellerindeki birikim ve tasarruflarının gayrimüslim sermaye olarak akmaması için bu yasak getirilmiştir.

Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 63 - Ötüken Neşriyat)Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 63 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
08 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ahiret Olmak Zorunda
Ahiretin varlığının en temel unsurlarından birisi, 'adalet' kavramıdır. Yani kişiyi ahirete inanmaya götüren temel faktörlerden birisi, mutlak adalet düşüncesi ve böyle bir adalete duyulan özlemdir. Adaletsizliklerin çözümleneceği bir başka hayat mutlaka olmalıdır. Madem ki adil bir Tanrı vardır, o halde adaletin tam olarak tecelli edeceği bir dünyanın da olması gerekir. Uğradığı veya şahit olduğu zulüm ve haksızlıklar insanı böyle düşünce ve inanca sevkettiği gibi, insanın ruhunda zaten böyle bir duygu vardır.

İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 205 - Ötüken Neşriyat)İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 205 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hz. Peygamber'i örnek almak, onun bir insan olarak Arap örfü içindeki gündelik hayatını şekli olarak aynen aktarmak demek değildir. Zira gündelik hayat ve yaşam tarzı çoğu kez geleneklere ve örfe göre şekillenir. Bunların ahlaki herhangi bir katkısı da söz konusu değildir.

Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 36 - Ötüken)Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 36 - Ötüken)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sarık, sakal, cüppe...
Dış görünüş ve kıyafet itibariyle Hz. Peygamber ile Ebû Cehil arasında bir fark yoktur. Fark suretlerde değil siretlerdedir.
Mevlana

Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 42 - Ötüken)Hz. Peygamber'i Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 42 - Ötüken)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
 07 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kur’an ayetleri genellikle Cibril (=Cebrail) adlı meleğin aracılığıyla gelmiştir. Bunun dışında kayıt altına alınmıştır. Sahabeden pek çok vahiy kâtibi vardı. Onlar Kur’an’ı Hz. Peygamber’in gösterdiği şekilde tasnif ediyorlardı. Kendisi de Cibril’le beraber hatm ederlerdi.

İlk mushaf Hz. Peygamber’in vefatından sonra oluşmuş değildir. Bilinenin aksine Hz. Peygamber, ilk mushafı oluşturan kişidir. Daha sonra, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman döneminde oluşturulan mushaflar, eldeki Kur’an parçalarının zamanla na-ehil ellerde tahrife uğrayıp, Kur’an’ın, İnciller ve Tevrat’ta olduğu gibi farklı farklı olmaması için, dahiyane bir düşüncenin ürünüdür. Batı’da bazı oryantalistler, Hz. Peygamberin Tevrat ve İncil'leri okuyup Kur’an’ı yazdığını söylerler. Bu ifadelerin bilimsel hiçbir değeri yoktur. Çünkü, Hz. Peygamber zamanına kadar, Tevrat ve İnciller Arapça’ya çevrilmemişti. Ayrıca Hz. Peygamber İbranice, Yunanca, Süryanice gibi dilleri de bilmiyordu. Kendisi ümmi olduğu gibi, Mekke’de Yahudi veya Hristiyan da yoktu.

İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 182 - Ötüken Neşriyat)İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 182 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Bir neticeye varmak gerekirse Adem, bütün insanların ilk biyolojik babası değil insan neslinin ilk peygamberidir.

Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 88 - Ötüken Neşriyat)Kur'an'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 88 - Ötüken Neşriyat)
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
06 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İslam kelimesinin kök anlamlarından olan ve en genel tanımını veren anlam: "sulh, barış, güven ve esenlik" anlamıdır. Buna göre İslam, barışın, huzur ve güvenin adı olmaktadır. Kur'an baştan sona bu anlamı işler. Bu anlama göre; nerede kargaşa, bela, cidal ve huzursuzluk varsa orada İslam yoktur. Şu halde günümüzdeki İslam adına estirilen teröre, cinayetlere ne demeli? Bunları işleyenlerin adları, amaçları ne olursa olsun, İslam adına İslam'a verdikleri zararın haddi hesabı yoktur.

İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 25 - Ötüken Neşriyat)İslam'ı Anlamak, İsmail Yakıt (Sayfa 25 - Ötüken Neşriyat)
Bütün Alıntıları Göster

İsmail Yakıt kitap incelemeleri

Mehmet Y., İslam'ı Anlamak'ı inceledi.
 08 Haz 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Oldukça istifade ettiğim bir kitap oldu. Zaten İsmail Yakıt Hoca'nın meselelere bakışını ve anlattıklarını ilgiyle takip ediyor, beğeniyordum.

Kitaptan bazı alıntılar yaptım zaten. Genel olaraksa şunu söyleyebilirim, Hoca burada İslam'ın Evrenselliği, İnanç İlkeleri ve Kader, Kıyamet Alametleri, Hilafet, Mezhepler ve Tarikatlar, İslam ve Milliyetçilik gibi temel konuları anlatmış. İlk anda kalıma gelen bir kaçını sıralayayım;

Mesela, İslam'ın Beş Şartı diye bir şey yoktur diyor. Evet, söz konusu beş şey çok mühimdir ama İslam'ı sadece bu beşliye hapsedersek, yalan konuşmamak, cinayet işlememek, hırsızlık yapmamak, kul hakkı yememek, zulmetmemek, dürüst olmak, temiz olmak, iffetli olmak, iyilik yapmak gibi pek çok şey sanki İslam'ın şartı değilmiş gibi bir hava olur, onlar için İslam'ın İşaretleri demek lazım diyor.

Ahiret ve kıyametle ilgili ilginç şeyler söylüyor. Kıyamet alameti denilen şeylerin, hele de Mesih/Mehdi mevzuunun Kur'ani değil israiliyat denilen şeyler olduğunu anlatıyor. Özellikle Mehdilik konusunun nasıl siyasallaştırıldığını izah ediyor.

Yine mesela, mezhepler konusunu anlatıyor. Hanbeli ile birlikte başlayan ve Selefilik gibi radikal, bağnaz uçlara varan fikirleri, Şia/Şiilik konusunu işliyor. Hanefi mezhebine Türklerin mezhebi denmesinin sebeplerini anlatıyor.

Tarikatlar konusunda faydalı ve zararlı yönleri anlatılıyor. Günümüzdeki durum içinse özünü yitirmekten bahsediyor. Mesela diyor ki, Türkiye'deki tarikatlar için tabiri caizse beş şart var; 1- Sakal bırakmak, 2- Şalvar giymek, 3- Sarık sarmak 4- Atatürk'ten nefret etmek 5- Kendi hizbini bağnazca tutup, ticaret, siyaset vs yapmak.

Sarık sarmak, çatal kullanmamak, karpuz yememek, şalvar giymek gibi şeylerin sünnet sayılamayacağını anlatıyor. Çünkü bunlar o coğrafyadan kaynaklanan, dini bir tarafı olmayan şeyler.

Son bölümde Eşarilik/Maturdilik kısmına geliyor. Çok ilgimi çekti. Halifelikle birlikte Osmanlı'ya Mısır'dan gelen Eşari akımının nasıl olup da bilimi ve özgür düşünceyi mahvettiğini, medreseleri akamete uğrattığını anlatıyor.

Hoca'nın özellikle Kur'an'ı Anlamak eserini tavsiye ederim.

Mehmet Y., Atatürk ve Din'i inceledi.
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Atatürk'ün dine bakışı ile ilgili pek çok hatırayı barındıran, küçük ama güzel bir kitap. Atatürk'e atılan pek çok iftiraya da cevap niteliği taşıyor.

Mehmet Y., Kur'an'ı Anlamak'ı inceledi.
07 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Kur’an’ı Anlamak, ilahiyatçı Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın 2003 yılında neşrettiği bir kitabı. Kitabın temel felsefesi İslami olanla Arap örfünden olanların iç içe geçmişliği üzerine. Yakıt, İslam’da devletten, kadın haklarına, fikir özgürlüğünden ilk insana kadar farklı konularda tabiri caizse tabuları yıkıyor.

Din eğitimi almamış, ortalama bir Müslümanım. Öğretme niteliğim yok, öğrenme aşamasındayım. Kitaptan epeyce alıntı paylaştım. Şimdi ise yorumlamaya çalışayım.

İsmail Yakıt Hoca, konuya semantik kavramıyla giriyor. Yani kelime kökenleri. Arapça aslında yapılan Kur’an tercümelerinde bazı temel hatalar olduğunu söylüyor. Ayetler ve orijinal kelimeler üzerinden de bunları delillendiriyor. Kitabın genelinde bu var. Arapça deve, Türkçe at, ok ve yay, Grekçe deniz kökenli bir dildir diyor. Örneğin yaradılıştaki alaq kelimesinin birçok manası olduğunu ama ilk halinin devlerin ön ve arka birer ayağının tek iple çapraz bağlanmasından geldiğini anlatıyor. Alaka bu.

Kitaba göre, Hz. Adem ilk peygamber lakin ilk insan değil. Ayet mealindeki ‘yeryüzünde bir halife yaratacağım ifadesinin doğrusunun yaratacağım değil, tayin edeceğim olduğunu, melekelerin de kan döken ve bozgunculardan mı diyerek zaten var olan insanları bildiklerini söylüyor. Eğer henüz yaratılmamışsa melekler insanın bu özelliklerini nereden bilecek ki? Hz. Adem ve Hz. Havva ile ilgili pek çok şeyin Kur’an’da geçmediği halde Hıristiyan ya da İsrailiyat kökenli rivayetler olduğu ve gerçek sanıldığı anlatılıyor. Bu arada Hz. Adem’in çamurdan yaratıldığı, yani mevcut bir babası ve annesi olmadığı, Hz. Havva’nın da ayetteki ondan bir dişi yarattık derken ondan kastedilen şeyin Hz. Adem olmadığı, yine toprak olduğu söyleniyor.

Kur’an’ın düşünce özgürlüğünü savunduğu belirtiliyor. Öyle ki, inançsızlık dahi rahatlıkla açıklanabilir. Peygamber Efendimizin Mekke’nin fethi sonrasında isim vererek öldürttüğü mürtetlerin öldürülüş sebebinin mürtet olmaları değil, bozgunculuk yapmaları ( alternatif bir cami bile yapmışlardı ) olduğu anlatılıyor. Mesela Müslüman bir erkekle evlenen gayrımüslim bir kadının inancını değiştirmesi için eşi tarafından bile zorlanamayacağı, inancında özgür olduğu anlatılıyor.

Kur’an’da devlet kelimesinin olmadığı, İslam’ın da asla bir devlet modeli dayatmadığı anlatılıyor. İstenen şey adaletle yönetmek, emaneti ehline teslim etmektir. Bu anlamda cumhuriyet ve demokrasinin İslam’la tamamen uyumlu olduğu söyleniyor.

Kitabın en uzun bölümü kadınlar ve hakları. Ana görüş, ki ben de katılıyorum. Maalesef İslam öncesi Arap geleneklerinin bu konudaki dayatmalarının İslammış gibi berdevam olması. Bu konuda pek çok alıntı yaptım. Kur’andaki ayetlerde erkeğe özel, ona üstünlük veren hiçbir ifade yok. Sadece bir ayette ticari bir ihtilafta, katibe yazdırma konusunda iki erkek şahit ya da bir erkek ve diğeri şaşırırsa diye iki kadın şahit ifadesi var. Maalesef erkek içtihatçılar bunu bir erkeğe iki kadın şahit gibi yorumluyorlar. Halbuki orada esas şu, bir erkek ve bir kadın şahit. Ancak konu ticaret olduğu ve kadınların konuya çok vakıf olmaması sebebiyle eğer birinci emin olamazsa diye ikinci de isteniyor. Fakat birinci kadın şahit ile mevzu çözülürse zaten ikinciye sorulmuyor bile…

Varsayımlar üzerinden konuşmak ne kadar doğru olur bilemiyorum ama İslam Araplara değil de o dönemin Türklerine gelseydi, en azından kadın konusu çok daha farklı olabilirdi diye düşünüyorum. Nitekim biz Türkler içinde bile örneğin Karadenizlilerin ve Balkanlıların İslam yorumları ile İç bölgelerinkiler, Kırgızlarla Özbeklerinki gibi farklı yorumlar var.

İslam toplumlarının en önemli sorunu kadın meselesi. Eğitimden istihdama kadar pek çok konu burada tıkanıp kalıyor. Ben nasip oldu Umre yaptım. Arabistan’da kadının adı bile yok. Böyle bir hayat olamaz. Kitap haremlik selamlıktan tokalaşmaya, nikahtan kadın devlet yöneticisine, iş hayatından örtünmeye kadar pek çok konuda ayetlerle örnekler veriyor. Çoğu siyasal İslamcıyı, Emevi gelenekçisini kızdıracak şeyler, selefilere göreyse toptan kafir olacağımız şeyler var ama üzerinde konuşulması gereken şeyler bunlar…

Son olaraksa İslam’da sembolizm konusunda Tebbet Suresi ve Ebu Leheb üzerinden çok doyurucu izahatlara girmiş.

Bugün Müslümanların hali hiç iç açıcı değil. Siyasal İslam, bağnazlık, dini kullanma, dini değerleri politize etme, mezhepçilik gibi ayrıştırıcı konular aldı başını gitti. Kitap meselelere biraz daha farklı ve evrensel pencereden, hatta doğrudan Kur’anî olarak bakmayı öğütlüyor.

Adaletin, özgürlüklerin, hukukun, hoşgörünün olmadığı bir düzen İslami olamaz.

Mehmet Y., Türklüğü Tartışılan Meşhurlar'ı inceledi.
11 May 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Türklüğü Tartışılan Meşhurlar'da İsmail Yakıt hoca, milliyeti konusunda tartışmalar olan beş ismi konu ediyor. Bunlar Mevlana, Farabi, İbni Sina, Mehmet Akif ve Sühreverdi. Hocanın tezi ana dil üzerinden ilerliyor. Eser verdikleri dillerin Farsça ya da Arapça olması ( Mehmed Akif hariç ) o kişileri Fars ya da Arap yapmaz diyor. Ayrıca onların yaşadıkları coğrafyanın bugün İran ya da bir başka ülke sınırı içinde bulunması da tarihi Türk yurtları tezini etkilemez. Nasıl bugün İran vatandaşı olan ama etnik olarak Türk olan milyonlarca insan varsa ya da geçmişte eserlerini Latince yazan Alman ya da İtalyan sanatçılara Latin denmiyorsa bu kişiler de Türk'tür deniliyor.