Bu kez kendini bütünüyle kabullenmenin nasıl bir şey olacağını hayal etti. Yaptığı bütün hataları. Vücudundaki bütün lekelerle izleri. Ulaşamadığı bütün hayalleri ve bütün acıları. Bastırdığı bütün arzu ve istekleri.
Her şeyi kabullendiğini hayal etti. Doğayı kabullendiği gibi. Bir buzulu, kutup martısını, denizde sıçrayan bir balinayı kabullendiği gibi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Doğanın bir parçası olmak yaşama isteğinin de parçası olmaktı. Bir yerde uzun zaman kaldığınızda, dünyanın ne kadar büyük ve uçsuz bucaksız olduğunu unutuyordunuz. O enlem ve boylamların uzunluğunu algılayamıyordunuz. Kendi içimizdeki uçsuz bucaksızlığı da algılayamadığımız gibi, diye düşündü Nora.
İnsanlar bir zamanlar dev gibiydi ve her yeni nesille çöküşleri hızlanmıştı. Aristoteles mantığı, Öklid geometriyi, Kant sistematik akıl yürütmeyi icat etmişti. Bunları takip eden düşünsel kazanımlar ise marjinaldi. Artık kimse yepyeni sistemler icat etmiyor, sadece eskilerle oyalanıyorlardı; tabii eskileri kavrayabilecek kadar zekilerse. Onların kuşağı da hepsinin içinde en yozlaşmış, en aptal olanıydı.
...
Bu da sadece çocukların kitap okumayıp ekran karşısında salyalar akıtarak oturduğu, sanatçıların boyaları tuvale rasgele sıçratıp kendilerini Michelangelo'yla bir tuttukları bi dünyanın belirtisiydi. Artık bilgelerin dünyasında yaşamıyorlardı, derinlemesine sorgulamaya ilgi yoktu; bu çağın insanları yalnızca magazin, dedikodu ve eğlence istiyordu. Medeniyet çöküyor, kıyamet yaklaşıyordu. İnsanlar atalarının yüceliğini unutmuş, önemsiz küçük tartışmalara saplanmışlardı; bu kısır döngüden kurtulamıyorlardı çünkü artık kimsenin nasıl düşüneceğini bilmiyordu.
Kimilerine göre tüm anıların silinmesi en temel hakikati, ruhun sözcüklerle ifade edilemeyen ebedi parçasını açığa çıkarmanın bir yoluydu. Kimine göreyse nedensellik tersine çevrilmişti. Unutkanlığı hak etmek için önce hakikati kabullenmek gerekirdi ve bu da yeniden doğuşun önkoşuluydu. İnsan ancak kendine dair hakikati kabul ettiğinde geçmiş yaşamların yükünü yıkayıp temizleyebilir ve yeniden başlayabilirdi.