Kalbi yara alanların tıpkı bedeni yara alanlar gibi tıbbi destek almasının sıradan bir şey olduğu, bunun için damgalanmadıkları ve çevreleri tarafından irade zayıflığıyla suçlanmadıkları günlerin geleceğine dair umudumu koruyorum. Zihnin ve ruhun yaraları da en az bedenin yaraları kadar ciddiye alınsın isterim.
Kendimi hiç olduğum gibi, tam anlamıyla kabul etmemişim. Geçmişimi de kucaklamak yerine ondan kurtulmak istemişim. Bu yüzden onu bastırmışım ve şimdi geçmişteki ben ile şimdiki ben ne tam olarak bağ kurabiliyor ne de birbirinden kopabiliyor; arada bir yerde, boşlukta kalmış gibiler.
Ama bir insanın yaralarını tanımasıyla, o yaralar için kendine acıması farklı şeyler. Kendine acımak her zaman kötü bir şey değil ama belki de kötülenmesinin nedeni, kendine acıyan insanların genellikle yalnızca kendi acılarına odaklanıp başkalarının acılarını görmezden gelmeleridir. Ben de böyle biri olmaktan ya da böyle birine dönüşmekten korkuyordum.