Feyzullah

Alain Badiou, "Gerçek Yaşam" kitabında gelir dağılımına dikkat çeker: "Sürekli sayılarla düşünmeliyiz. Günümüzde dünya nüfusunun %10’u, mevcut sermayenin %86’sını elinde bulunduruyor. Bu sermayenin de %46’sını, yüzde 1 elinde bulunduruyor. Dünya nüfusunun %50’si kesinlikle hiçbir şeye sahip değil, %0. Neredeyse her şeye sahip olan %10’un, hiçbir şeyi olmayanlarla hatta geri kalan cılız %14’ü paylaşanların en şanssızlarıyla bile asla bir araya gelmemeyi neden diledikleri rahatlıkla anlaşılacaktır. Diğer yandan, bu %14’ü paylaşanların büyük bölümü, büyük olasılıkla pasif gücenme ile sahip oldukları şeyi vahşice koruma arzusu arasında bölünmüşlerdir; özellikle de korkunç bir ‘tehdit’ olarak gördükleri, hiçbir şeyi olmayan %50’ye yönelik sayısız baskıcı engelle, ırkçılığın ve milliyetçiliğin de yardımıyla destek vermektedirler."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Kapitalizm, zamanla ekonomik bir doktrinden öteye geçerek belli bir etik, yani insanların nasıl davranacağına, çocuklarını nasıl eğiteceğine, hatta nasıl düşünmeleri gerektiğine dair bir öğreti haline geldi. En iyisinin ekonomik büyüme olduğu veya en azından en iyinin bir aracı olduğu; zira adalet, özgürlük, hatta mutluluğun bile ekonomik büyümeye bağlı olduğu, kapitalizmin temel öğretisidir."
Harari şöyle der: "Kaynaklarını üretken olmayan bir piramide boca eden bir firavun, kapitalist değildir. Bir İspanyol hazine filosunu yağmalayan ve ele geçirdiği para dolu sandıkları bir Karayip adasının kumsalına gömen korsan da kapitalist değildir. Buna karşılık, gelirinin bir kısmını borsaya yatıran çalışkan bir fabrika işçisi ise kapitalisttir."
"Birisini olduğu kişi yapanın ne olduğu konusunda klasik bir tartışma vardır – doğa mı, yetiştirme mi? Genler mi çevre mi? Yanıt: Bu ikisinin bileşimi. Açıktır ki genlerin ne olacağımız konusunda büyük etkisi var ama büyürken başımıza gelen her şeyin ve gelişen beynimizin bilgi ve deneyiminin kaynaklarından biri (hatta belki de esas kaynağı) diğer insanlardır." - Dean Burnett
İnsan ilişkileri, başkalarının aklını kendi aklına ilave etmek olarak değerlendirilebilir. Kısıtlı bir zihin yapısı, bellek kapasitesi ve odak noktası olan insan beyni, ancak başka insanların aklını kullanarak akıllı olabilir. Sürekli tahmin etmesi gereken koşullarla uğraşan insan beyni, başka insanların varlığında hesap yapması gereken konuları azaltır ve esas önemli konulara odaklanır. İçinde bulunduğun çatının sağlam olup olmadığını bile düşünmek zorunda olan beynimiz, başka insanların rahatlığı karşısında bu konuda endişelenmeyi bırakır.