Okulsuz eğitimi savunan eğitim anlayışı üzerine bir kitap, merak ederek okudum. Özellikle bu pandemi döneminde muhakkak uygulanması gereken bir anlayış. Komedi filmi diyerek izlediğimiz Hababam Sınıfı'nda Mahmut Hoca meşhur sözlerini yıllar önce söylemişti aslında: "Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur."
Sadece sınıfta geçen bir eğitim, hayata bizleri ne kadar hazırlar? Hayatımızda milyonlarca cümle duyuyor, binlerce kişiyi dinliyoruz, bazen kendimiz de anlatıyoruz. Peki hangisi aklımızda kalıyor, hangisi kalıcı davranış değişikliği sağlıyor? Bilen kişinin, bildiği konuyu bilmeyenlere anlatması eğitim - öğretim olamaz. Öğrenme elbet yaşanmışlıklar sayesinde, en önemlisi teoride kalmayıp pratiğe yani uygulamaya geçildiğinde sağlanır. Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği hakkında yüzlerce öğrenme tekniği, tecrübeler mevcut. Bana göre önemli olan bu stratejileri uygulayacak öğrenme ortamlarının sağlanması. Okullara hapsolan öğrenci ve öğretmen eninde sonunda dikkatini kaybedecek, öğrenci öğrenme hevesini yitirecek; öğretmen aktarma şevkini kaybedecektir. Milyonlarca para vererek izlenilen gösteri uzmanlarının bile izlenme süresi kısıtlıdır. Bir süre sonra dikkat dağılır. Bu durumda ortam değişikliği şarttır.
Yazar Abdullah Reha Nazlı, dünya çapında bu sistemi savunanların görüşlerini ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve onların görüşlerinden hareketle kalıplaşmış "Sistem"in ne olduğunu, nasıl değişebileceğini anlatmış. Kitaptaki çoğu görüşe ve eleştiriye katılıyorum; eğitim, politika gibi birçok konuda belirli yargılara hapsoluyor ve bundan kurtulamıyoruz. Bir gıda mühendisi olan yazarı bu konulara eğilip kitap yazması ve detaylı