Abdullah Reha Nazlı

Abdullah Reha Nazlı

Yazar
8.6/10
105 Kişi
·
216
Okunma
·
35
Beğeni
·
1.525
Gösterim
Adı:
Abdullah Reha Nazlı
Unvan:
Türk Gıda Mühendisi, Girişimci ve Yazar
Doğum:
Kütahya, Türkiye, 1987
1987’de Kütahya’da doğdu.

Kütahya Fen Lisesi’nden mezun olup gıda mühendisliği okumaya gitti. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı o günlerde web teknolojileri ile ilgilenmeye başladı. Keyif için yaptığı çalışmaların bir portfolyo oluşturması üzerine ilk freelance işlerini almış oldu. Web ve dolaylı olarak grafik üzerine dikkat çeken bazı çalışmalar uzaktan eğitimle ilgili bir işe girmesini sağladı. Burada video tasarımı, sinema teknolojileri ve online eğitim tecrübeleri edindi. Derslerde kitap okuyup bir yandan da iş yaparken, çeşitli kulüpler aracılığıyla 50’ye yakın etkinlik düzenledi: Sosyal medyanın ilk yıllarına gelen bu dönemde sosyalliği internete taşımanın stratejilerini deneyimledi ve çağ değişimine tanık oldu.. 2010’da Türkiye’deki ilk sosyal medya uzmanlarından biri olarak işe girdi. Bu döneme kadar yaşanmış tespitlerinden oluşan yazılarını “Bilgi Çağını Anlayamadık” adıyla kitaplaştırdı.

Bir gün derste kitap okurken mikroorganizmalarla ile ilgili dikkatini çeken bir detay üzerine, bölümünü okumakta olduğu gıda mühendisliğine ilgi duydu. Mikrobiyolojiden kimyaya, endüstriden laboratuara, sosyal bilimlerden sağlığa kadar çok geniş bir bakış açısına sahip mesleğine dikkat ettikçe; yıllardır kitaplarda okudukları kafasında birleşti. Strateji, pazarlama, psikoloji gibi tüm disiplinlerde aynı ortak yasaların kullanıldığını fark etti ve bundan sonraki tüm okumalarında bu ortak yasaların peşine düşmeye karar verdi. Bu süreci “Gıda Mühendisi gibi Düşünmek” adıyla kitaplaştırdı. 10 baskıya ulaşan kitap için onlarca üniversiteden davet alıp 15 tanesinde konferans verdi. Diğer işleri ile uğraşırken, gıda mühendisliği bölümünden de mezun oldu ve meslektaşlarının seslerinin duyurulması ile ilgili çalışmaları oldu.

Web tasarım, grafik tasarım, 3D tasarım öğreten videoları 2 milyon dakikadan fazla izlendi. İnternete binlerce içerik (infografik, yazı, video, web sayfası, web projesi) üretti. Bir web tasarım ajansı, bir grafik ve video stüdyosu, bir medya merkezi kurdu. Aralarında milletvekilleri, şirketler, basın kuruluşları, resmi kurumlar da bulunan çeşitli kişi ve kurumlar için basın ve sosyal medya danışmanlıkları yaptı. Kendi kendine öğrenmenin keyfi, zamanı doğru kullanma çabası, düzenli okuma ve not alma ile sadece ilgi duyduğu konularda çalışma yapmanın tadının herhangi bir sektörde yetenek, zeka, diploma, sermaye olmadan bile neler sağlayabildiği üzerine stratejileri “Beyin Nasıl Özgürleşir” adıyla yayınladı.

Kütahya’da keşfettiği bir bahçenin potansiyel güzelliğinden etkilenerek işlerinin bir kısmını Kütahya’da sürdürme kararı aldı. Bir yandan bahçeyi okuma bahçesi haline getirirken, bir yandan da kendi okuma taleplerinden ilhamla bir kitap okuma sistemi kurdu. 100 kitap ve birkaç üye ile başlayan sistemi kullanan okurların rahatı için oluşturduğu konsept, Türkiye’deki ilk “Kitap&Kahve” mekanı oldu. Bu sistemin bugün 40 bin kitabı ve 30 bin üyesi vardır. Beş yıldır kitap okuyanlara çay-kahve ikramdır. Bu sistem ve konseptle ilgili devletin çeşitli kurumları için çalışmalar yapmıştır ve bugün pek çok yerde uygulanmaya çalışılmaktadır. 2017 yılında onbinlerce üyeye ulaşan kitabevi ile daha çok ilgilenebilmek ve daha çok okuyup yazabilmek için teknoloji ve danışmanlık işlerini bıraktı. 2020’de, 1958’de dedesinin babası tarafından kurulmuş ve dört nesildir devam eden işletme ile kendi işletmelerini de birleştirerek bir şirket kurdu.

Kitabevinde geçirdiği üç yıl sonunda bir okuma disiplini ve yeni bir yazma üslubu edindi. Kişisel görüşlerin ve fikirlerin önemini bırakıp sadece deney ve delile odaklanmaya karar verdi. Okuyacağı her kitabı, taradığı yüzlerce kitap arasından seçmeye başladı. Keyif için okusa da, bu okumaların bir meyvesi olarak bir eğitim sistemi kitabı ortaya çıktı. Sanayi İnkılabı ile başlayan iki yüzyıllık süreçte insan hayata giren toplum yapısı ile bilimin insan beyninin nasıl çalıştığı, nasıl öğrendiği üzerine keşifleri arasındaki çelişkileri ve bir insanın bu düzenden çıkıp kendi kendini nasıl eğitebileceğini “The Sistem” adıyla kitaplaştırdı. Bir sonraki kitabı olan ve insan beyninin düzgün çalışırken dahi hangi konularda yanıldığı üzerine kitabı “Beyin ve Yanılgı” kitabının yazımı devam etmektedir.
Bir şeyi yapmazsanız sizi şiddetle eleştirecek elalem, yaptığınızda ise ortadan kayboluyor ve kendi seçimlerinizin sonuçlarını yaşadığınızı anlayıveriyorsunuz.
Bugün tüm dünyadaki sistemin amacı da budur; ömrünüzün başında tembellik etmenizi sağlayıp sonra ömür boyu çalışmanızı sağlamak.
Ne iş yapacağını bilecek kadar kitaplardan,filmlerden,bloglardan,dünyadaki akımlardan,önemli kişilerden ilham alıp kendini geliştirenler zaten bir süre sonra serbest çalışacak özgüveni kendilerinde buluyorlar.
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Herkes için evrimsel psikoloji! Hangi genlerin sonraki nesle aktarıldığı karakterimizi, içgüdülerimizi, duygularımızı, kültürümüzü, mutluluğumuzu ve etrafımızda gördüğümüz neredeyse her şeyi şekillendiriyor. Buna rağmen, bu önemli konu olmadan değerlendirmeler yapıyor; neden bazı şeylere yaktın olduğumuzu, nasıl bazı korkulara doğmadan sahip olduğumuzu, neden sürekli mutlu olamadığımızı, insan ilişkilerimizi genlerimizin yönettiğini, sağlığımızı beynimizin bozduğunu bilmiyoruz. Tek bir konu etrafında dünyanın en önemli konularını anlamak için; Yanılgının İcadı, evrimsel psikolojiyi olabildiğince basit bir şekilde aktarmak için yazıldı.
336 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitap tek kelime ile harka. Böyle bir kitabın bizim ülkemizden biri tarafından kaleme alınması gurur verici. Reha Bey sistemi sorguluyor, ama sorgulamakla kalmıyor, kendi hayatından kesitlerle çıkış yoluda gösteriyor, Hani klasik şunu yapma bunu yap diye kitap yazanlar vardır ya, bilirsiniz onları dereye düşse , geçen arkadaşlarla rafting yapıyorduk diye anlatırlar. Bu adam onlardan değil, Ne yapmak gerektiğine değil nasıl yapmak gerektiğinide gösteriyor Diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım. Bizim ülkemizin perspektifinden bakarak kısır döngümüzü çok güzel anlatmış. Kitaptan bir alıntı , ^^Hiç bir şey yapmadan , yapabileceğine dair kanıt göstermeden ; her şeyi yapabilecek potansiyeli olduğunu ispatlama yarışı, toplumun ortak belası oldu .^^
256 syf.
·5 günde·6/10 puan
Okulsuz eğitimi savunan eğitim anlayışı üzerine bir kitap, merak ederek okudum. Özellikle bu pandemi döneminde muhakkak uygulanması gereken bir anlayış. Komedi filmi diyerek izlediğimiz Hababam Sınıfı'nda Mahmut Hoca meşhur sözlerini yıllar önce söylemişti aslında: "Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenmenin, bilginin var olduğu her yer okuldur."

Sadece sınıfta geçen bir eğitim, hayata bizleri ne kadar hazırlar? Hayatımızda milyonlarca cümle duyuyor, binlerce kişiyi dinliyoruz, bazen kendimiz de anlatıyoruz. Peki hangisi aklımızda kalıyor, hangisi kalıcı davranış değişikliği sağlıyor? Bilen kişinin, bildiği konuyu bilmeyenlere anlatması eğitim - öğretim olamaz. Öğrenme elbet yaşanmışlıklar sayesinde, en önemlisi teoride kalmayıp pratiğe yani uygulamaya geçildiğinde sağlanır. Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği hakkında yüzlerce öğrenme tekniği, tecrübeler mevcut. Bana göre önemli olan bu stratejileri uygulayacak öğrenme ortamlarının sağlanması. Okullara hapsolan öğrenci ve öğretmen eninde sonunda dikkatini kaybedecek, öğrenci öğrenme hevesini yitirecek; öğretmen aktarma şevkini kaybedecektir. Milyonlarca para vererek izlenilen gösteri uzmanlarının bile izlenme süresi kısıtlıdır. Bir süre sonra dikkat dağılır. Bu durumda ortam değişikliği şarttır.

Yazar Abdullah Reha Nazlı, dünya çapında bu sistemi savunanların görüşlerini ayrıntılı bir şekilde incelemiş ve onların görüşlerinden hareketle kalıplaşmış "Sistem"in ne olduğunu, nasıl değişebileceğini anlatmış. Kitaptaki çoğu görüşe ve eleştiriye katılıyorum; eğitim, politika gibi birçok konuda belirli yargılara hapsoluyor ve bundan kurtulamıyoruz. Bir gıda mühendisi olan yazarı bu konulara eğilip kitap yazması ve detaylı araştırmalarında dolayı nacizane takdir ediyorum.

Kitapla ilgili olumsuz eleştirilerimi de dile getirmek isterim. Yazar, İvan Illıch - Okulsuz Toplum, Salman Khan - Dünya Okulu, Jacques Ranciere - Cahil Hoca kitaplarından çok fazla alıntı yapmış. Bu da benim yazarın kendi fikirlerinden ziyade adı geçen kişilerin görüşlerine odaklanmama sebep oldu. Eğitimle alakalı yazarın kendisinin ve diğer eğitimci veya yazarların güzel fikirleri bulunuyor kitapta. Fakat yazar bunları uygulamış mı, verimli sonuç alabilmiş mi, teorideki çözümlemelerin pratikteki başarısını okuyamıyoruz, bunların uygulama aşamasını ve sonuçlarını da okumak isterdim. Teoride kalan fikirlerin başarısı tartışılmaya mahkumdur. Başkalarının deneyimlerini anlatmak da yavan kalır ki, belki de bu yüzden kitap da bana maalesef yavan geldi.

Ezberci eğitim sisteminin karşısında olan, farklı yollarla öğrenmenin gerçekleşmesini savunan ve anlatan; özellikle bu konulara merak duyanların okumaktan hoşlanacağı bir eser. Sınav şeklinin değişmesini eğitim sisteminin değiştirilmesi sanan güzel ülkemizde de inşallah eğitim sistemimiz çok daha başarılı yerlere ulaşır, bir gün...
224 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Gıda mühendisi arkadaşım için hediye almıştım ilk olarak bu kitabı. Sonra da yazarının söyleşisini izlemeye gitmiştik beraber. O söyleşi öyle değerliydi ki. Yazarın, idollerim arasına girmesine sebep oldu en başta. Bir de mühendis-okur kavramını dahil etti hayatıma, kitabımı imzalarken. Ki inanılmaz seviyorum bu tabiri.
Her zaman çok yönlü insanlara karşı inanılmaz bir hayranlık duymuşumdur. Sadece tek bir alana odaklanan insanları anlamak ne kadar da zor. Tuhaf Dergi'de Ahmet Mümtaz Taylan ve Hakan Günday'ın sohbetlerinden oluşan bir bölümde "Niçin insanların birden fazla meslekleri olamıyor? Neden tek meslek yapmak zorundalar ki?" Diyordu içlerinden biri (hangisi söylüyordu hatırlayamıyorum ama sohbet genel olarak bu konu üzerineydi.) Ben de aynı şekilde; tek meslek yapmak istemeyen, her hayalinde mühendis-psikolog ve kitapcafe sahibi olan biriyim. Bu yüzden yeni umutlar aşıladı sevgili Reha Nazlı bana. Neden olmasın? Dedi. Üstelik kendisi de hem mühendis, hem yazar, hem girişimci, hem reklamcı... daha bir çok da özelliği var aslında. Bir kitap kafesi bile var. Kendisine benim de hayallerimin paralel olduğundan bahsedince yıllar sonra kitap kafesini bana devretme sözü bile aldım ama Kütahya bana çok uzak maalesef :)
Kitaba gelince; gıda mühendisi değilseniz de okuyun. Hatta gıda mühendisliğine dair hiçbir fikriniz yoksa da okuyun. Zira kitap hayatı anlatıyor. Birbirinden ne kadar uzak görünen iki ya da daha fazla kavram arasında bağlantı kurabilmeyi anlatıyor. Farklı bakış açısı kazanmak için harika bir kitap.
256 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"Okulsuz eğitimi" değil "kendini eğitimi" anlatan bir kitap. 200 yıllık sistemin düzelmesini bekleyecek vakit kimse için yok ve sosyolojik nedenlerle okuldan bağımsız bir toplum düşünemiyoruz. Ama başta neyi yanlış yaptığımızı, bu düzenin öğrenme metodumuza nasıl zarar verdiğini, nasıl yeniden her şeyi öğrenebilen bir akla kavuşabileceğimizi keşfedebiliriz. Bilim, bireysellikten yana ve ortalama biri gibi öğrenmek için hayat çok kısa. Bugünden başlayarak kendini eğitmenin adımlarını atabilir, sistemin etkilerini geri alabilir, kendi kendine öğrenmenin keyfini ve hayata getireceği avantajları yaşayabiliriz.
152 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Teknoloji vazgeçilmezimiz artık değil mi? Uzak kalmaya dayanamıyoruz. Ancak bizden önceki kuşağın şimdiki gibi böyle bir sorunu yoktu. Teknolojinin geçiş dönemini yaşayanlar öncesi sonrası kıyaslamayı daha iyi gözlemlerler. Şu dönemde doğanların hiçbiri bunu bir mucize olarak görmeyecekler.
.
İşte bu geçişte gözden kaçanları ve teknokojinin doğru amaçlarını gözler önüne seren bir çalışma "Bilgi Çağını Anlayamadık". Çok yönlü yazarımız yine kendine özgü anlatımı, toplumsal dokundurmaları ile akıcı anlatımını ve gizlide bırakılmaya çalışılmış noktaları üstündeki tozları üfleyerek bizlere getirmiş. Okurken gerçekten de hak vermemek elde değil. Genel ağın ne duruma geldiğini hepimiz biliyoruz. Güvenirliği tartışılır, bilgi kirliliği üst seviyede, amacı dışında kullanılmaya çalışılan bir ortam durumunda.
.
"Doğaya, çevremize, yaşamımıza yaptığımızı internete de yapıyoruz." diyor sona doğru yazar. Yani bozuyor, yıkıyor ve orayı bırakıp gidiyoruz. İnanılmaz bir vurdumduymazlık. Öte yandan nasıl olması gerektiğine de odaklandırıyor. Okuduktan sonra önce kendinize ardından internete, teknolojiye olan bakış açınızı etkileyecektir diye düşünüyorum. Elimizin altındaki bu ucu bucağı olmayan bu teknolojiyi en verimli biçimde kullanmaya bir an önce başlamalıyız.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Gıda mühendisi olarak ilk düşündüğüm içerisinde ağır bilgiler olan sadece gıda mühendisleri vede ona yakın alanlarda eğitim alan, çalışan insanlara hitap eden bir kitap olacağı idi. ( Kabul edelimki önyargılardan tamamen arınmak çok mümkün değil ) Fakat alakası yokmuş okuyunca anladım eğitiminiz yada mesleğiniz ne olursa olsun rahatlıkla okuyabilirsiniz ismine aldanıp içerisinde mesleki ağır terim ve bilgi vardır diye düşünmeyin sakın benim gibi, günümüz gıda sektörünün durumunu anlamanızı sağlıcak bir kitap ve bu sektör tüm insanlığı ilgilendiriyor unutmayalım ki hastalıkların dahi temeli beslenmede yatıyor. Bu sektörüde arz talep doğrultusunda insanlık düzelticek, yada batırıcak. O yüzden bir göz atmanızı tavsiye ederim bir çırpıda okunuyor zaten gayet sade ve akıcı.
336 syf.
·8/10 puan
Reha Bey bu kitabıyla hem özel yaşamın hem de iş yaşamının inceliklerini anlatmış. Gözümüzden kaçırdıklarımız, görmek istemediklerimiz ya da görüp harekete geçmediğimiz ne kadar olay varsa bu kitapta ve çözümü de yine bu sayfalarda. Okurken, sandalyenizde kıpırdanmanıza sebep olacak çünkü toplumun dayattığı hatta bizim bile birilerine dayattığımız kuralları(!) görüyorsunuz. Okumanın önemini hala kavrayamanlar varsa bu kitap size yardımcı olacaktır. İşini geliştirmediğin sürece gerilersin ve her sene yeni bir iş edinip onları birleştirmelisin. İlerleme ancak böyle kaydedilir. Yenilmek yoktur bu hayatta.Tecrübe kazanmak vardır. ‘’ Herkes planımı görebilir ancak kimse amacımı göremez.’’ Sun Tzu
152 syf.
·3 günde·8/10 puan
Reha Bey' in okuduğum ikinci kitabı. Bu eseri de gerçekten okunmaya değer. Kitapta ; teknoloji ve sosyal medya ile ilişkimizi ele alan yazar, Dijital devrime yani Endüstri 4.0 'a adapte mi olduk yoksa onun kölesi mi olduk sorusunu zihnimde canlandırdı. Acaba teknoloji bizim için bir nimet mi? Yoksa esiri olduğumuz bir bağımlılık mı? Sosyal medya platformlarını kuruluş amaçlarını uygun mu kullanıyoruz yoksa tamamen ego tatmini ve sürü psikolojisi ile mi? Peki Dijital Devrim'in gerçek fonksiyonu ve amacı nedir? Nasıl esas amaca geri dönebiliriz?
Hepsi birbirine benziyor. Her biri ötekilerin yaptığını yapıyor. Biriyle konuştum mu, hepsiyle konuşmuşum gibi geliyor. Diyor Andre Gide . Sahi biz sosyal medyayı, teknolojiyi ve interneti yanlış mı anladık?

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Reha Nazlı
Unvan:
Türk Gıda Mühendisi, Girişimci ve Yazar
Doğum:
Kütahya, Türkiye, 1987
1987’de Kütahya’da doğdu.

Kütahya Fen Lisesi’nden mezun olup gıda mühendisliği okumaya gitti. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı o günlerde web teknolojileri ile ilgilenmeye başladı. Keyif için yaptığı çalışmaların bir portfolyo oluşturması üzerine ilk freelance işlerini almış oldu. Web ve dolaylı olarak grafik üzerine dikkat çeken bazı çalışmalar uzaktan eğitimle ilgili bir işe girmesini sağladı. Burada video tasarımı, sinema teknolojileri ve online eğitim tecrübeleri edindi. Derslerde kitap okuyup bir yandan da iş yaparken, çeşitli kulüpler aracılığıyla 50’ye yakın etkinlik düzenledi: Sosyal medyanın ilk yıllarına gelen bu dönemde sosyalliği internete taşımanın stratejilerini deneyimledi ve çağ değişimine tanık oldu.. 2010’da Türkiye’deki ilk sosyal medya uzmanlarından biri olarak işe girdi. Bu döneme kadar yaşanmış tespitlerinden oluşan yazılarını “Bilgi Çağını Anlayamadık” adıyla kitaplaştırdı.

Bir gün derste kitap okurken mikroorganizmalarla ile ilgili dikkatini çeken bir detay üzerine, bölümünü okumakta olduğu gıda mühendisliğine ilgi duydu. Mikrobiyolojiden kimyaya, endüstriden laboratuara, sosyal bilimlerden sağlığa kadar çok geniş bir bakış açısına sahip mesleğine dikkat ettikçe; yıllardır kitaplarda okudukları kafasında birleşti. Strateji, pazarlama, psikoloji gibi tüm disiplinlerde aynı ortak yasaların kullanıldığını fark etti ve bundan sonraki tüm okumalarında bu ortak yasaların peşine düşmeye karar verdi. Bu süreci “Gıda Mühendisi gibi Düşünmek” adıyla kitaplaştırdı. 10 baskıya ulaşan kitap için onlarca üniversiteden davet alıp 15 tanesinde konferans verdi. Diğer işleri ile uğraşırken, gıda mühendisliği bölümünden de mezun oldu ve meslektaşlarının seslerinin duyurulması ile ilgili çalışmaları oldu.

Web tasarım, grafik tasarım, 3D tasarım öğreten videoları 2 milyon dakikadan fazla izlendi. İnternete binlerce içerik (infografik, yazı, video, web sayfası, web projesi) üretti. Bir web tasarım ajansı, bir grafik ve video stüdyosu, bir medya merkezi kurdu. Aralarında milletvekilleri, şirketler, basın kuruluşları, resmi kurumlar da bulunan çeşitli kişi ve kurumlar için basın ve sosyal medya danışmanlıkları yaptı. Kendi kendine öğrenmenin keyfi, zamanı doğru kullanma çabası, düzenli okuma ve not alma ile sadece ilgi duyduğu konularda çalışma yapmanın tadının herhangi bir sektörde yetenek, zeka, diploma, sermaye olmadan bile neler sağlayabildiği üzerine stratejileri “Beyin Nasıl Özgürleşir” adıyla yayınladı.

Kütahya’da keşfettiği bir bahçenin potansiyel güzelliğinden etkilenerek işlerinin bir kısmını Kütahya’da sürdürme kararı aldı. Bir yandan bahçeyi okuma bahçesi haline getirirken, bir yandan da kendi okuma taleplerinden ilhamla bir kitap okuma sistemi kurdu. 100 kitap ve birkaç üye ile başlayan sistemi kullanan okurların rahatı için oluşturduğu konsept, Türkiye’deki ilk “Kitap&Kahve” mekanı oldu. Bu sistemin bugün 40 bin kitabı ve 30 bin üyesi vardır. Beş yıldır kitap okuyanlara çay-kahve ikramdır. Bu sistem ve konseptle ilgili devletin çeşitli kurumları için çalışmalar yapmıştır ve bugün pek çok yerde uygulanmaya çalışılmaktadır. 2017 yılında onbinlerce üyeye ulaşan kitabevi ile daha çok ilgilenebilmek ve daha çok okuyup yazabilmek için teknoloji ve danışmanlık işlerini bıraktı. 2020’de, 1958’de dedesinin babası tarafından kurulmuş ve dört nesildir devam eden işletme ile kendi işletmelerini de birleştirerek bir şirket kurdu.

Kitabevinde geçirdiği üç yıl sonunda bir okuma disiplini ve yeni bir yazma üslubu edindi. Kişisel görüşlerin ve fikirlerin önemini bırakıp sadece deney ve delile odaklanmaya karar verdi. Okuyacağı her kitabı, taradığı yüzlerce kitap arasından seçmeye başladı. Keyif için okusa da, bu okumaların bir meyvesi olarak bir eğitim sistemi kitabı ortaya çıktı. Sanayi İnkılabı ile başlayan iki yüzyıllık süreçte insan hayata giren toplum yapısı ile bilimin insan beyninin nasıl çalıştığı, nasıl öğrendiği üzerine keşifleri arasındaki çelişkileri ve bir insanın bu düzenden çıkıp kendi kendini nasıl eğitebileceğini “The Sistem” adıyla kitaplaştırdı. Bir sonraki kitabı olan ve insan beyninin düzgün çalışırken dahi hangi konularda yanıldığı üzerine kitabı “Beyin ve Yanılgı” kitabının yazımı devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 35 okur beğendi.
  • 216 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 245 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.