Abdullah Reha Nazlı

Abdullah Reha Nazlı

Yazar
8.8/10
71 Kişi
·
143
Okunma
·
24
Beğeni
·
1123
Gösterim
Adı:
Abdullah Reha Nazlı
Unvan:
Türk Gıda Mühendisi, Girişimci ve Yazar
Doğum:
Kütahya, Türkiye, 1987
1987’de Kütahya’da doğdu.

Kütahya Fen Lisesi’nden mezun olup gıda mühendisliği okumaya gitti. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı o günlerde web teknolojileri ile ilgilenmeye başladı. Keyif için yaptığı çalışmaların bir portfolyo oluşturması üzerine ilk freelance işlerini almış oldu. Web ve dolaylı olarak grafik üzerine dikkat çeken bazı çalışmalar uzaktan eğitimle ilgili bir işe girmesini sağladı. Burada video tasarımı, sinema teknolojileri ve online eğitim tecrübeleri edindi. Derslerde kitap okuyup bir yandan da iş yaparken, çeşitli kulüpler aracılığıyla 50’ye yakın etkinlik düzenledi: Sosyal medyanın ilk yıllarına gelen bu dönemde sosyalliği internete taşımanın stratejilerini deneyimledi ve çağ değişimine tanık oldu.. 2010’da Türkiye’deki ilk sosyal medya uzmanlarından biri olarak işe girdi. Bu döneme kadar yaşanmış tespitlerinden oluşan yazılarını “Bilgi Çağını Anlayamadık” adıyla kitaplaştırdı.

Bir gün derste kitap okurken mikroorganizmalarla ile ilgili dikkatini çeken bir detay üzerine, bölümünü okumakta olduğu gıda mühendisliğine ilgi duydu. Mikrobiyolojiden kimyaya, endüstriden laboratuara, sosyal bilimlerden sağlığa kadar çok geniş bir bakış açısına sahip mesleğine dikkat ettikçe; yıllardır kitaplarda okudukları kafasında birleşti. Strateji, pazarlama, psikoloji gibi tüm disiplinlerde aynı ortak yasaların kullanıldığını fark etti ve bundan sonraki tüm okumalarında bu ortak yasaların peşine düşmeye karar verdi. Bu süreci “Gıda Mühendisi gibi Düşünmek” adıyla kitaplaştırdı. 10 baskıya ulaşan kitap için onlarca üniversiteden davet alıp 15 tanesinde konferans verdi. Diğer işleri ile uğraşırken, gıda mühendisliği bölümünden de mezun oldu ve meslektaşlarının seslerinin duyurulması ile ilgili çalışmaları oldu.

Web tasarım, grafik tasarım, 3D tasarım öğreten videoları 2 milyon dakikadan fazla izlendi. İnternete binlerce içerik (infografik, yazı, video, web sayfası, web projesi) üretti. Bir web tasarım ajansı, bir grafik ve video stüdyosu, bir medya merkezi kurdu. Aralarında milletvekilleri, şirketler, basın kuruluşları, resmi kurumlar da bulunan çeşitli kişi ve kurumlar için basın ve sosyal medya danışmanlıkları yaptı. Kendi kendine öğrenmenin keyfi, zamanı doğru kullanma çabası, düzenli okuma ve not alma ile sadece ilgi duyduğu konularda çalışma yapmanın tadının herhangi bir sektörde yetenek, zeka, diploma, sermaye olmadan bile neler sağlayabildiği üzerine stratejileri “Beyin Nasıl Özgürleşir” adıyla yayınladı.

Kütahya’da keşfettiği bir bahçenin potansiyel güzelliğinden etkilenerek işlerinin bir kısmını Kütahya’da sürdürme kararı aldı. Bir yandan bahçeyi okuma bahçesi haline getirirken, bir yandan da kendi okuma taleplerinden ilhamla bir kitap okuma sistemi kurdu. 100 kitap ve birkaç üye ile başlayan sistemi kullanan okurların rahatı için oluşturduğu konsept, Türkiye’deki ilk “Kitap&Kahve” mekanı oldu. Bu sistemin bugün 40 bin kitabı ve 30 bin üyesi vardır. Beş yıldır kitap okuyanlara çay-kahve ikramdır. Bu sistem ve konseptle ilgili devletin çeşitli kurumları için çalışmalar yapmıştır ve bugün pek çok yerde uygulanmaya çalışılmaktadır. 2017 yılında onbinlerce üyeye ulaşan kitabevi ile daha çok ilgilenebilmek ve daha çok okuyup yazabilmek için teknoloji ve danışmanlık işlerini bıraktı. 2020’de, 1958’de dedesinin babası tarafından kurulmuş ve dört nesildir devam eden işletme ile kendi işletmelerini de birleştirerek bir şirket kurdu.

Kitabevinde geçirdiği üç yıl sonunda bir okuma disiplini ve yeni bir yazma üslubu edindi. Kişisel görüşlerin ve fikirlerin önemini bırakıp sadece deney ve delile odaklanmaya karar verdi. Okuyacağı her kitabı, taradığı yüzlerce kitap arasından seçmeye başladı. Keyif için okusa da, bu okumaların bir meyvesi olarak bir eğitim sistemi kitabı ortaya çıktı. Sanayi İnkılabı ile başlayan iki yüzyıllık süreçte insan hayata giren toplum yapısı ile bilimin insan beyninin nasıl çalıştığı, nasıl öğrendiği üzerine keşifleri arasındaki çelişkileri ve bir insanın bu düzenden çıkıp kendi kendini nasıl eğitebileceğini “The Sistem” adıyla kitaplaştırdı. Bir sonraki kitabı olan ve insan beyninin düzgün çalışırken dahi hangi konularda yanıldığı üzerine kitabı “Beyin ve Yanılgı” kitabının yazımı devam etmektedir.
''Sektörlerde, laboratuvarlarda, insan ilişkilerinde sadece sonuçlar önemlidir. Önce sonucu görürüz, sonra parçalara ayırırız.''
Abdullah Reha Nazlı
Sayfa 37 - Kamer Yayınları
224 syf.
·Beğendi·9/10
Gıda mühendisi arkadaşım için hediye almıştım ilk olarak bu kitabı. Sonra da yazarının söyleşisini izlemeye gitmiştik beraber. O söyleşi öyle değerliydi ki. Yazarın, idollerim arasına girmesine sebep oldu en başta. Bir de mühendis-okur kavramını dahil etti hayatıma, kitabımı imzalarken. Ki inanılmaz seviyorum bu tabiri.
Her zaman çok yönlü insanlara karşı inanılmaz bir hayranlık duymuşumdur. Sadece tek bir alana odaklanan insanları anlamak ne kadar da zor. Tuhaf Dergi'de Ahmet Mümtaz Taylan ve Hakan Günday'ın sohbetlerinden oluşan bir bölümde "Niçin insanların birden fazla meslekleri olamıyor? Neden tek meslek yapmak zorundalar ki?" Diyordu içlerinden biri (hangisi söylüyordu hatırlayamıyorum ama sohbet genel olarak bu konu üzerineydi.) Ben de aynı şekilde; tek meslek yapmak istemeyen, her hayalinde mühendis-psikolog ve kitapcafe sahibi olan biriyim. Bu yüzden yeni umutlar aşıladı sevgili Reha Nazlı bana. Neden olmasın? Dedi. Üstelik kendisi de hem mühendis, hem yazar, hem girişimci, hem reklamcı... daha bir çok da özelliği var aslında. Bir kitap kafesi bile var. Kendisine benim de hayallerimin paralel olduğundan bahsedince yıllar sonra kitap kafesini bana devretme sözü bile aldım ama Kütahya bana çok uzak maalesef :)
Kitaba gelince; gıda mühendisi değilseniz de okuyun. Hatta gıda mühendisliğine dair hiçbir fikriniz yoksa da okuyun. Zira kitap hayatı anlatıyor. Birbirinden ne kadar uzak görünen iki ya da daha fazla kavram arasında bağlantı kurabilmeyi anlatıyor. Farklı bakış açısı kazanmak için harika bir kitap.
336 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap tek kelime ile harka. Böyle bir kitabın bizim ülkemizden biri tarafından kaleme alınması gurur verici. Reha Bey sistemi sorguluyor, ama sorgulamakla kalmıyor, kendi hayatından kesitlerle çıkış yoluda gösteriyor, Hani klasik şunu yapma bunu yap diye kitap yazanlar vardır ya, bilirsiniz onları dereye düşse , geçen arkadaşlarla rafting yapıyorduk diye anlatırlar. Bu adam onlardan değil, Ne yapmak gerektiğine değil nasıl yapmak gerektiğinide gösteriyor Diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım. Bizim ülkemizin perspektifinden bakarak kısır döngümüzü çok güzel anlatmış. Kitaptan bir alıntı , ^^Hiç bir şey yapmadan , yapabileceğine dair kanıt göstermeden ; her şeyi yapabilecek potansiyeli olduğunu ispatlama yarışı, toplumun ortak belası oldu .^^
152 syf.
·Beğendi·9/10
Teknoloji vazgeçilmezimiz artık değil mi? Uzak kalmaya dayanamıyoruz. Ancak bizden önceki kuşağın şimdiki gibi böyle bir sorunu yoktu. Teknolojinin geçiş dönemini yaşayanlar öncesi sonrası kıyaslamayı daha iyi gözlemlerler. Şu dönemde doğanların hiçbiri bunu bir mucize olarak görmeyecekler.
.
İşte bu geçişte gözden kaçanları ve teknokojinin doğru amaçlarını gözler önüne seren bir çalışma "Bilgi Çağını Anlayamadık". Çok yönlü yazarımız yine kendine özgü anlatımı, toplumsal dokundurmaları ile akıcı anlatımını ve gizlide bırakılmaya çalışılmış noktaları üstündeki tozları üfleyerek bizlere getirmiş. Okurken gerçekten de hak vermemek elde değil. Genel ağın ne duruma geldiğini hepimiz biliyoruz. Güvenirliği tartışılır, bilgi kirliliği üst seviyede, amacı dışında kullanılmaya çalışılan bir ortam durumunda.
.
"Doğaya, çevremize, yaşamımıza yaptığımızı internete de yapıyoruz." diyor sona doğru yazar. Yani bozuyor, yıkıyor ve orayı bırakıp gidiyoruz. İnanılmaz bir vurdumduymazlık. Öte yandan nasıl olması gerektiğine de odaklandırıyor. Okuduktan sonra önce kendinize ardından internete, teknolojiye olan bakış açınızı etkileyecektir diye düşünüyorum. Elimizin altındaki bu ucu bucağı olmayan bu teknolojiyi en verimli biçimde kullanmaya bir an önce başlamalıyız.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gıda mühendisi olarak ilk düşündüğüm içerisinde ağır bilgiler olan sadece gıda mühendisleri vede ona yakın alanlarda eğitim alan, çalışan insanlara hitap eden bir kitap olacağı idi. ( Kabul edelimki önyargılardan tamamen arınmak çok mümkün değil ) Fakat alakası yokmuş okuyunca anladım eğitiminiz yada mesleğiniz ne olursa olsun rahatlıkla okuyabilirsiniz ismine aldanıp içerisinde mesleki ağır terim ve bilgi vardır diye düşünmeyin sakın benim gibi, günümüz gıda sektörünün durumunu anlamanızı sağlıcak bir kitap ve bu sektör tüm insanlığı ilgilendiriyor unutmayalım ki hastalıkların dahi temeli beslenmede yatıyor. Bu sektörüde arz talep doğrultusunda insanlık düzelticek, yada batırıcak. O yüzden bir göz atmanızı tavsiye ederim bir çırpıda okunuyor zaten gayet sade ve akıcı.
152 syf.
·3 günde·8/10
Reha Bey' in okuduğum ikinci kitabı. Bu eseri de gerçekten okunmaya değer. Kitapta ; teknoloji ve sosyal medya ile ilişkimizi ele alan yazar, Dijital devrime yani Endüstri 4.0 'a adapte mi olduk yoksa onun kölesi mi olduk sorusunu zihnimde canlandırdı. Acaba teknoloji bizim için bir nimet mi? Yoksa esiri olduğumuz bir bağımlılık mı? Sosyal medya platformlarını kuruluş amaçlarını uygun mu kullanıyoruz yoksa tamamen ego tatmini ve sürü psikolojisi ile mi? Peki Dijital Devrim'in gerçek fonksiyonu ve amacı nedir? Nasıl esas amaca geri dönebiliriz?
Hepsi birbirine benziyor. Her biri ötekilerin yaptığını yapıyor. Biriyle konuştum mu, hepsiyle konuşmuşum gibi geliyor. Diyor Andre Gide . Sahi biz sosyal medyayı, teknolojiyi ve interneti yanlış mı anladık?
224 syf.
·Beğendi·6/10
Gıda mühendisi gibi düşünmek, kapsamında gıda müh arkadaşlarımızın üniversite hayatı dahil çalışma döneminde yapması gerekenleri kaleme almış. Yaşanılacak zorlukları dile getirip, ufkunu açma adına bir adım öne atlattırmış. Günümüz sistemine atıfta bulunmuş.
336 syf.
·8/10
Reha Bey bu kitabıyla hem özel yaşamın hem de iş yaşamının inceliklerini anlatmış. Gözümüzden kaçırdıklarımız, görmek istemediklerimiz ya da görüp harekete geçmediğimiz ne kadar olay varsa bu kitapta ve çözümü de yine bu sayfalarda. Okurken, sandalyenizde kıpırdanmanıza sebep olacak çünkü toplumun dayattığı hatta bizim bile birilerine dayattığımız kuralları(!) görüyorsunuz. Okumanın önemini hala kavrayamanlar varsa bu kitap size yardımcı olacaktır. İşini geliştirmediğin sürece gerilersin ve her sene yeni bir iş edinip onları birleştirmelisin. İlerleme ancak böyle kaydedilir. Yenilmek yoktur bu hayatta.Tecrübe kazanmak vardır. ‘’ Herkes planımı görebilir ancak kimse amacımı göremez.’’ Sun Tzu
Büşra Nur Şengül
Büşra Nur Şengül Gıda Mühendisi Gibi Düşünmek'i inceledi.
@busranursngl·26 Eyl 2018·Kitabı okumadı
Reha beyden imzalı kitabımı bugün bitirdim.Acıkcası ikinci kez başlayışımdı, neden iki derseniz çünkü yazı boyutu başlarında yer alan konular bu kitabın amacı ne dedirtti.Lakin sonra ilerledikçe mühendisligin ve hayatın nasıl paralel ilerleyebilir ligini gösterdi ki benim bu alanda oluşumun asıl sebebi de budur.Dusuncelerini, gözlemlerini beğendim.Yeni mezun gıda mühendisi iseniz bence bu kitapla biraz birikim kazanabilirsiniz.
152 syf.
·8/10
Bizler hiçbir şeyin farkında değiliz. Dünya çok farklı olaylar peşinde koşarken biz hashtag bile kullanamıyoruz. Sosyal medya artık bir dedikodu mekanı. Telefonlarımızın camlarının arkasındaki dijital dünyaya her yere baktığımızdan daha çok bakıyoruz. Çok önemli işler peşindeymişiz gibi her ortamda, her koşulda bakmadan duramıyoruz. Ailemizle vakit geçiriyor zannederken sadece yanlarında oturup onların da kendi ekranlarına bakmasını seyrediyoruz.’Nasılsın?’ sorusunu bile duymuyoruz çoğu zaman. Sanırım Japonya’daydı, yürürken telefonuyla ilgilenenler için özel kaldırım yapmışlar. O kadar kaptırmışız ki kendimizi o ekranlara, kim olduğumuzu bile unutmuşuz. Bir araya geldiğimizde konuşacak 2 kelime bulamıyoruz. Telefonun şarjı bittiğinde ‘şarjım bitti’ diyoruz. Artık onun bedenimizin bir duyusu olduğunu kabul ediyoruz. Sosyal mecralar, doğru amaçlar için kullanıldığında gerçekten çok faydalı bilgiler içeriyor. Ama bizim bu alanlardan çıkardığımız tek şey kim ne yapıyor, nasıl giyiniyor, kiminle yaşıyor. Reha Bey’in bu kitapta değindiği konu çok güzel. Başarılarının devamını can-ı gönülden dilerim. Dış dünyanın pencerelerine bakmak yerine iç dünyamızın pencerelerini görmek dileğiyle..
‘’İnsanların büyük kısmı yaşamıyorlar, sadece varlar’’ Oscar Wilde
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
İşiniz her ne olursa olsun bu betiği okumalısınız. Adı her denli gıda mühendisi üzerine olsa da içeriğinde değinilen noktalar iş yaşamından eğitime, bilimden uygulamaya, ünlülerden alıntılardan özgün düşüncelere, reklamdan markalaşmaya, kişisel gelişimden firma gelişimine dek birçok alana yer var. Kendisi GM olan ancak bu işi şu an yapmayan ve reklamcılık üzerine işler yapan yazarın, Kütahya'da bir betik okuma yeri var: @kitapvekahve43
-
Gıdanın merkezde olduğu betik, etrafındaki birçok alana da dokunuyor. Dokunmaması olanaksız. Sağlıktan bile önce geliyor gıda çünkü olmadığı yerde kişi de olmaz. Bilinen birçok yanlış bilgiyi de aydınlatan yazar, ana başlıklar ile ayırdığı konularla içeriği anlaşılır kılmış. İnanılmaz zevk alarak ve bilgi edinerek okudum. Mühendis mantığını edinmenin yalnızca mühendislik alanında okumayla değil, yaptığınız her işte edinebilirsiniz. Doğal olarak biraz da yetenek işi. :)
-
Yaşamı herhangi bir alanda kolaylaştırabilen herkes aslında birer mühendis. Bu yetenek doğuştan gelir. Bir bakkalcı da bir seyyar satıcı da işinin mühendisi olabilir. Ev hanımı da, öğrenci de. Mantık şu; elindeki olanaklar ile daha çok iş başarmak. Mühendis her şeyi bilen değil, bilginin nerede olduğunu bilendir. -
Eğer bulabilirseniz mutlaka ama mutlaka okuyun derim. Benim başucu betiklerimden biri oldu. Diğer betiklerini de alacağım. Kütahya yolu da gözüktü bana

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Reha Nazlı
Unvan:
Türk Gıda Mühendisi, Girişimci ve Yazar
Doğum:
Kütahya, Türkiye, 1987
1987’de Kütahya’da doğdu.

Kütahya Fen Lisesi’nden mezun olup gıda mühendisliği okumaya gitti. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı o günlerde web teknolojileri ile ilgilenmeye başladı. Keyif için yaptığı çalışmaların bir portfolyo oluşturması üzerine ilk freelance işlerini almış oldu. Web ve dolaylı olarak grafik üzerine dikkat çeken bazı çalışmalar uzaktan eğitimle ilgili bir işe girmesini sağladı. Burada video tasarımı, sinema teknolojileri ve online eğitim tecrübeleri edindi. Derslerde kitap okuyup bir yandan da iş yaparken, çeşitli kulüpler aracılığıyla 50’ye yakın etkinlik düzenledi: Sosyal medyanın ilk yıllarına gelen bu dönemde sosyalliği internete taşımanın stratejilerini deneyimledi ve çağ değişimine tanık oldu.. 2010’da Türkiye’deki ilk sosyal medya uzmanlarından biri olarak işe girdi. Bu döneme kadar yaşanmış tespitlerinden oluşan yazılarını “Bilgi Çağını Anlayamadık” adıyla kitaplaştırdı.

Bir gün derste kitap okurken mikroorganizmalarla ile ilgili dikkatini çeken bir detay üzerine, bölümünü okumakta olduğu gıda mühendisliğine ilgi duydu. Mikrobiyolojiden kimyaya, endüstriden laboratuara, sosyal bilimlerden sağlığa kadar çok geniş bir bakış açısına sahip mesleğine dikkat ettikçe; yıllardır kitaplarda okudukları kafasında birleşti. Strateji, pazarlama, psikoloji gibi tüm disiplinlerde aynı ortak yasaların kullanıldığını fark etti ve bundan sonraki tüm okumalarında bu ortak yasaların peşine düşmeye karar verdi. Bu süreci “Gıda Mühendisi gibi Düşünmek” adıyla kitaplaştırdı. 10 baskıya ulaşan kitap için onlarca üniversiteden davet alıp 15 tanesinde konferans verdi. Diğer işleri ile uğraşırken, gıda mühendisliği bölümünden de mezun oldu ve meslektaşlarının seslerinin duyurulması ile ilgili çalışmaları oldu.

Web tasarım, grafik tasarım, 3D tasarım öğreten videoları 2 milyon dakikadan fazla izlendi. İnternete binlerce içerik (infografik, yazı, video, web sayfası, web projesi) üretti. Bir web tasarım ajansı, bir grafik ve video stüdyosu, bir medya merkezi kurdu. Aralarında milletvekilleri, şirketler, basın kuruluşları, resmi kurumlar da bulunan çeşitli kişi ve kurumlar için basın ve sosyal medya danışmanlıkları yaptı. Kendi kendine öğrenmenin keyfi, zamanı doğru kullanma çabası, düzenli okuma ve not alma ile sadece ilgi duyduğu konularda çalışma yapmanın tadının herhangi bir sektörde yetenek, zeka, diploma, sermaye olmadan bile neler sağlayabildiği üzerine stratejileri “Beyin Nasıl Özgürleşir” adıyla yayınladı.

Kütahya’da keşfettiği bir bahçenin potansiyel güzelliğinden etkilenerek işlerinin bir kısmını Kütahya’da sürdürme kararı aldı. Bir yandan bahçeyi okuma bahçesi haline getirirken, bir yandan da kendi okuma taleplerinden ilhamla bir kitap okuma sistemi kurdu. 100 kitap ve birkaç üye ile başlayan sistemi kullanan okurların rahatı için oluşturduğu konsept, Türkiye’deki ilk “Kitap&Kahve” mekanı oldu. Bu sistemin bugün 40 bin kitabı ve 30 bin üyesi vardır. Beş yıldır kitap okuyanlara çay-kahve ikramdır. Bu sistem ve konseptle ilgili devletin çeşitli kurumları için çalışmalar yapmıştır ve bugün pek çok yerde uygulanmaya çalışılmaktadır. 2017 yılında onbinlerce üyeye ulaşan kitabevi ile daha çok ilgilenebilmek ve daha çok okuyup yazabilmek için teknoloji ve danışmanlık işlerini bıraktı. 2020’de, 1958’de dedesinin babası tarafından kurulmuş ve dört nesildir devam eden işletme ile kendi işletmelerini de birleştirerek bir şirket kurdu.

Kitabevinde geçirdiği üç yıl sonunda bir okuma disiplini ve yeni bir yazma üslubu edindi. Kişisel görüşlerin ve fikirlerin önemini bırakıp sadece deney ve delile odaklanmaya karar verdi. Okuyacağı her kitabı, taradığı yüzlerce kitap arasından seçmeye başladı. Keyif için okusa da, bu okumaların bir meyvesi olarak bir eğitim sistemi kitabı ortaya çıktı. Sanayi İnkılabı ile başlayan iki yüzyıllık süreçte insan hayata giren toplum yapısı ile bilimin insan beyninin nasıl çalıştığı, nasıl öğrendiği üzerine keşifleri arasındaki çelişkileri ve bir insanın bu düzenden çıkıp kendi kendini nasıl eğitebileceğini “The Sistem” adıyla kitaplaştırdı. Bir sonraki kitabı olan ve insan beyninin düzgün çalışırken dahi hangi konularda yanıldığı üzerine kitabı “Beyin ve Yanılgı” kitabının yazımı devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 143 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 86 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.