Sonra kendi kendine mırıldanarak ekledi: “Duyuları olan ama duyguları olmayan bir adam, kimseye dokunamıyor, aşk ve nefret duyamıyor, egosu yok ve hayvanlarla konuştuğuna inanıyor. Bu hikâye, cinayetten daha ilginç bir hale geldi.”
“İkisi birbiriyle bağlantılı” dedim. “İnsanların duyguları olmasaydı cinayet de olmazdı. Kabil Habil’i öldürmezdi.
“Sen bal gibi bu kıza âşık olmuşsun Ahmet!” dedi. “Bunu kabul et, rahatla. İnsanın en kötü yalanı, kendine karşı olanıdır.”
“Aşkın, gözü kapalı uçurum kıyısında yürümek olduğunu bilen biri âşık olur mu hiç?” deyip sustum.