fakgul

Pandora'nın Kutusu: Merak Bir lütuf mu yoksa bir lanet mi? Efsaneye göre Pandora, merakından dolayı dünyayı sarsacak olan bir dizi olaya sebebiyet veren ilk ölümlü kadındı. Pandora, onu olağanüstü kılmak için ilahi arkadaşlarının yardımına başvuran ateş tanrısı Hephaestus'un nefesiyle can buldu. Apfrodite'den yoğun duygu kabiliyetine erişti, Hermes'ten diller üzerinde ustalık edindi. Athena zanaatkarlık ve detaya titizliği hediye etti, Hermes ise ona adını verdi. Son olarak Zeus, Pandora'ya iki hediye bahşetti.İlki merak özelliğiydi; ruhuna yerleşip onu hevesle dünyaya gönderdi. İkincisi ise ağır mı ağır, süslü bir şekilde oyulmuş ve sıkıca kapatılmış bir kutuydu. Ama Zeus'un söylediğine göre, içeriği ölümlü gözlere uygun değildi. Ne olursa olsun, o kutuyu açmamalıydı.Pandora dünyada, Zeus tarafından doğal yaşamı tasarlamakla görevlendirilen yetenekli titan Epimetheus ile tanışıp aşık oldu. İlk insanları yaratan ama onlara ateşi verdiği için sonsuza dek cezalandırılan, kardeşi Prometheus'un yanında çalışıyordu.Epimetheus kardeşini deli gibi özlüyordu ama Pandorada başka bir tutkulu ruh bulmuştu. Pandora dünyadaki yaşam için heyecanlıydı. Ayrıca bilgiye olan açlığı ve çevresini sorgulama tutkusundan dolayı kolayca dikkati dağılabilir ve sabırsızlaşabilirdi.Aklı sıkça mühürlü kutunun içeriğine giderdi. Hangi hazine insan gözüyle görülemeyecek kadar muhteşem olabilirdi, ve neden ona emanet edilmişti? Parmakları onu açmak için can atıyordu. Bazen fısıltı sesleri duyduğuna ve içindekilerin dışarı çıkmaya çalışır gibi tıkırdadığına ikna oluyordu. Bu gizem çıldırtıcı bir hal aldı. Gün geçtikçe Pandora, kutuya daha da takıntılı hale geldi. Sanki kontrolü dışındaki bir güç onu, ismini giderek yükselen bir tonla tekrarlayan kutunun içeriğine doğru çekiyordu. Bir gün canına tak
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sorarlarsa, ''Ne iş yaptın bu dünyada?'' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim. Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından... Hakan Günday, Kinyas ve Kayra
Cemil Meriç, lise yıllarında hoşlandığı bir kıza aşk mektubu yazıyor. Kız mektubu okuduktan sonra dalga geçip eğleniyor. Ertesi gün üstad, kızın kitaplarının arasına şu notu bırakıyor: “Sen kendime yaptığım en büyük saygısızlıksın.”
Ahmed Arif'in hasretinden prangalar eskittiği, mektubunu ulaştırmak uğruna hamallık yaptığı Leyla Erbil, “Sevilmek nasıl bir his?” sorusuna “Bilmem, hiç sevilmedim ki” diyor. Hayat böyledir işte. Ne yaparsan yap yaranamazsın. Suladığın çiçek kurur gider bazen.
“Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. Alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. Bir mezar başında ağlamak çok daha makuldur, kimse neden diye sormaz.” Hikayem paramparça