fakgul

Baharı getirdim sana hilal kaşlarının birleştiği yeri öperek. Baharı getirdim köprücük kemiklerinden tüm mevsimler sızarken ayak parmaklarına.. Yürüdüğün yolları sayma. Bildiğim tek şey var sende, oda, bendeki bende.. Bildiğim tek şey var. Aşk kokan buğday rengi tende... Baharı getirdim sana yüz yıllık Baharı... Hiç yaşanmamış ve bir daha yaşanmayacak olanı.. Taze koparılmış nane kokusunda, demli bir çay tadında Baharı... Bildiğim tek şey var sende oda aşk kokan buğday rengi tende... Soner dikilitaş
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sunam senden evvel vadem yeterse baş ucuma garip diye yaz he mi yıllar boyu çekme benim ahımı mezarımı ücraya kaz he mi dost beni beni yar beni beni ben öldükten sonra boşa arama melhem sürme kurtlar düşsün yarama bir tek sen gel bayramdan bayrama ihmal etme yemin eyle söz he mi Gel Onca Toprağı Üstüme Yitme Bekle Bas Ocumda Çabuk Terk Etme Uzun Süre Beni Yalnız Bekletme Bir İkrar Et Sadık Kalsın Öz Hemi Ölümü Geçinden Dilerim Gence Üzülme Kul Duran Öldü Denince Bir Keven Geyindir İnceden İnce Al Puşunu Ört Üstüme Bez Hemi
Başka bir evrende en güzel en sadakatli halinle yeniden tanışabilsek...
Sabah namazimdan sonra , Çarlık Rusya’nın Manastır Konsolosu Aleksandr Rostkovski’nin attığı tokata kayıtsız kalamayıp, konsolosu öldüren Jandarma Er Halim’in tutukluluk hikayesini okudum. Bu dünya bu kadar işte. Nasıl da içerledim.
Uyanın sabah namazı kılacağız, kalbimizi yakan ne varsa Allaha arz edeceğiz.