• "Bu ümmetten bir topluluk sabahlara kadar yiyip, içip ve eğlenecekler, sabaha ise domuz olarak çıkacaklardır.. Orada bir takım kabile ve yerleşim yerleri sabaha kadar darmadağın edilecek ve sonra da "bu gece falancalar, falancaların evleri tarumar edilmiş" denilecektir. Onların üzerine, Lut kavminin üzerine gönderildiği gibi taş yağdırılacak ve köklerini kesen rüzgar gönderilecektir. içki içmeleri, faiz yemeleri, ipek giymeleri, dansöz-şarkıcı kadınlar edinmeleri ve akraba ile ilişkileri kesmelerinden ötürü bu rüzgar, öncekileri köklerinden söküp attığı gibi onları da köklerinden söküp atacaktır"

    ▪️Hâkim, Müstedrek, el-Fiten ve'l-Melâhim, 280/ 8572; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 259; Beyhakî, Şuab, 5614.



    Ebu Amir veya Ebu Malik el-Eş'arî'nin peygamberimizden şunu işittiği rivyet edilmiştir:

    "Ümmetimden öyle topluluklar çıkacak ki, zinayı, ipeği, içkiyi, ve çalgı aletlerini helal sayacaklar. Yine bazı topluluklar, büyük bir koyun sürüsüyle dağın başında konaklaycak, onlara bir fakir ihtiyacı için geldiğinde "yarın gel "diyecekler. Allah-u Teâlâ da onları bir gece ansızın helak edecek, dağı başlarına yıkacak. Diğer bir kısmını da domuz ve maymun sûretine çevirecektir. Bu uygulama kıyamete kadar sürecektir"

    ▪️Buhârî, Eşribe, 7; Beyhakî, Sünen, X, 221



    Nâfi'den rivâyet edilmiştir: "İbn Ömer bir gün zurna sesi işitti. Parmaklarıyla kulaklarını tıkayarak yoldan çekildi ve "Ey Nâfi' bir şey işitiyormusun?" dedi. Ben "Hayır" dedim. Bunun üzerine parmaklarını kulaklarından kaldırdı ve "Ben Peygamber (s.a.s.) ile beraberdim. Bunun gibi birşey işitti ve aynen böyle yaptı"dedi

    ▪️Ebû Dâvûd, Edeb, 60, Beyhakî, Sünen, X, 222; Şuab, 5120.



    İbn Abbas (r.a.) Peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir:

    "Şüphesiz Yüce ve Ulu Rabbim, size içki, kumar ve davulu yasaklamaktadır."

    ▪️Beyhakî, Sünen, X, 221.



    "Şüphesiz Allah ve rasulü, içki, kumar, davul ve tambur'u yasaklamışlardır."

    ▪️Beyhakî, Sünen, X, 222.



    Kuteybe (r. a) peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

    "Zil şeytanın müzik aletidir."

    ▪️Müslim, Libas ve Zînet, 27; Ebû Dâvûd, Cihad, 51; Beyhakî, Sünen, V, 253; Beğavî, Şerhu's-Sünne, XI, 26



    Ebu Hureyre (r.a.) peygamber (s.a.s.)'in şöyle dediğini rivayet etmektedir:

    "Beraberinde köpek veya zil bulunan bir kafileye melekler refakat etmez."

    ▪️Müslim, Libas ve Zinet, 27; Tirmizî, Cihâd, 25; Ebû Dâvûd, Cihad, 51; Dârimî, isti'zân, 44; Beyhakî, Sünen, V, 254; Beğavî, Şerhu's-Sünne, XI, 25; Heysemî, Mecma', V, 175. Hadisin bazı rivâyetlerinde "Lâ teshabenne" yerine "Lâ tettebi' " ifâdesi kullanılmıştır.



    Ümmü Habibe (r.a.) peygamber (s.a.s.)'in şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

    "Beraberinde zil bulunan kafileye melekler yoldaşlık etmez"

    ▪️Mâlik b. Enes, el-Muvatta, (Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî Rivâyeti), Siyer, nr., 903; Dârimî, isti'zân, 44; Heysemî, Mecma', V, 175.




    Müslim, Saîd b. Cübeyr, İbn Abbas tarikiyle rivâyet edildiğine göre Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    "Allah Teâlâ size içki, kumar, davul, ud ve yahudilerin kutlama günlerini size yasakladı"

    ▪️İmam Ebu Hanîfe, Müsned, (Aliyyü'l-Kârî şerhi ile beraber), Beyrut, 1985, s. 461.



    Ebu Hafs el-Ümevi, Ömer bin Abdullah şöyle dedi:

    “Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) çocuklarının terbiyecisine mektup yazarak onları çalgı aletlerinden nefret edecek şekilde eğitmesini emretti ve Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

    Senin vereceğin edep ve terbiye sonucunda çocukların ilk inanmaları gereken husus, şeytandan başlayıp sonu Rahman’ın gazabına ulaşan çalgı ve eğlence aletlerinden nefret etmeleri olsun! Çünkü ilim ehlinden güvenilir kimselerden bana ulaştığına göre;

    ‘Çalgı aletlerinin çalındığı yerde bulunmak ve şarkıları dinleyip, onların düşkünü olmak, suyun otu yeşerttiği gibi kalpte münafıklığı yeşertir!’

    Allah’a yemin ederim ki, bu gibi yerlerde bulunmayı terk etmek suretiyle bundan sakınmak, hiç şüphesiz akıl sahibi bir kimse için kalbinde münafıklık üzere sebat etmekten daha kolaydır!”

    İbni Ebi’d-Dünya Zemmu’l-Melahi 6/1, Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi 250
  • ...
    Ne yediğiniz, ne yaptığınız, ne istediğiniz kimsenin umrunda değil bunu ne zaman anlayacaksınız?
    Popülizm sevdanızın sizi köle ettiğinin farkında olmanız gerek. Neden her şeyde bir kesimi etkileme çabasına girmek ister ki insan?
    Böyle bir insan kendisi için mi yaşıyor yoksa başkaları için mi?
    Başkaları için yaşayan çok güzel insanlar var bu uğurda can verenler de oluyor. Ama sizler gibi başkalarının; isteklerini, gözlerini tatmin etmek için değil, kendi isteklerini başkalarına yaşatmak için.
    İkisi arasındaki fark açıktır.

    Kimse sizin ne halt ettiğinizi takmıyor. Random gülüşler falan... Çağımızın marjinalizm taklidi?
    Bir de bipolar falanınız da çıkmıştı. Depresyondayken çikolatalılarınız falan...
    Falancasınız. Size bulduğum tek uygun sıfat bu.
    Çok acizsiniz gerçekten. Ve bu üzücü.
  • "Bahsettiğim insanlar nicedir devam eden "dinci-laik", "biz-onlar", "Kürt-Türk", "filancalar-falancalar" kavgalarına anlam veremiyor, sakin ve huzurlu bir hayat arzu ediyor ve katiyen taraf olmak istemiyorlar. Kendilerini yekpare bir kolektivitenin parçası olarak değil, başlı başına birey olarak görmeyi yeğleyen, çok okuyan, çok film seyreden, çok dertlenen, barışçıl, doğasever, daima az biraz melankolik insanlar. Içlerinde Kürtler de var Türkler de. Gençler de var yaşlılar da."
  • Maviler ve Yeşiller diye kutuplaşmıyoruz bugün belki ama yeni isimler altında eski kardeş kavgalarını sürdürüyoruz. Kürtler ve Türkler, muhafazakârlar ve Kemalistler, filancalar ve falancalar...
  • Mutsuz insanlar kentte daha iyi yaşarlar. İnsan yüz yıl yaşar kenttede, çoktan öldüğünün, çürüdüğünün farkında olmaz.Durumu nedir, nasıldır bakmak içinzamanı yoktur, hep kalabalıktır başı. İşler, toplumsal ilişkiler, sağlık sorunları, sanatgösterileri, çocukların sağlığı, öğrenimi. Kâh falancalar filancalar konuk gelirler, falancalara filancalara gidilir, kâh bir oyunu izlemek gerekir,şu ya da bu konsere gidilir. Bilindiği gibi, kentte her zaman insanın kaçırmaması gereken bir, hattaaynı anda iki, üç ünlü sanatçı birden bulunur. Bazen doktora gitmeniz, aileden birini götürmeniz gerekir...öğretmenler, müzik öğretmenleri,mürebbiyeler. Yaşama gelince, bomboştur yaşam. Öylece yaşayıp gidiyorduk, hem de olayın acısını daha az hissediyorduk.