Aşk üçgeni var dediler, şöyle çıldıracaksın, böyle delireceksin dediler beni korkuttular ama hiç dedikleri gibi çıkmadı. Gerçekten burada olan şey aşk üçgeninden çok üçgenciğiydi. Audrey Rose saçma bir şekilde sanki haddineymiş gibi Liza’nın hayatına müdahale etme zorunluluğu hissetmeseydi (aynı şey yüzünden zavallı Thomas’ı yerin dibine soktu bir kitap önce!) ve Survivor dokunulmazlık oyunununu kazanmış gibi başına buyruk katil avına çıkmasaydı Mephisto olayı yaşanmazdı bile. Kaldı ki yaşananların çoğu numaraydı, didişip birbirlerine laf atıp durdular. Minicik bir saçma an yaşandı, o ana da şöyle hak verdim. Kız daha genç, ilk önüne çıkanla bu kadar hızlı ciddileşmesi saçma olurdu. En azından Thomas’a olan hislerinden artık kesinlikle emin. Ben çok takılmadım bu olaylara. Ama arka planda okur arkadaşlar beni bu konuda o kadar darladı ki bulabileceğim katili bulamadım kafam karıştı. Çok rahat bulabilecekken ilk kez gözden kaçırdım, kesin bu diye emin olamadım. Ama Audrey Rose da bulamadı, zaten bulsa şaşıracaktım. Üç kitaptır sürekli yanlış kişiyi suçluyor. Bazıları çok eleştirse de ben bu seriye bayılıyorum. Victoria dönemi Londrası, adli tıp, gerçek hayatta yaşanmış seri katil davaları daha ne olsun? Hiçbir şey kusursuz olama.
Seriye tam gaz devam edip final kitabına geçiyorum.
Büyü ve KanKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 2020576 okunma
Allah, sen hastalanmayasın, mikroba virüse yakalanmayasın diye her hafta bir hizmetçi kovan, seni pamuklara sarıp sarmalayan Lord babana sabır versin Audrey Rose. Allah, seni peşine takıp te Londra’dan Bükreş’lere adli tıp öğrenmeye getiren Kont Drakula’nın varisi, asil adli tıpçı Thomas’a da sabır versin Audrey Rose. İyi ki adli tıpla, ölülerle uğraşıyorsun, yaşayanlar konusunda tam bir faciasın Audrey Rose.
“Sen macar mısın?” Tek soru ile katili yakaladım. Sahte hedef şaşırtmayı da yutmadım. Katilin tepkileri ilk kitaptaki gibi kabak çiçeği gibi ortadaydı, bizim zekası parlak kızımız yine ve yine katili bulamadı. Katil direkt karşısına geçip bu kızın yüzüne ‘ben katilim’ dese bile bu kız hiçbir şey anlamıyor. İkide sıfır. Üçüncüde inşallah bir şeyler bulmaya başlayacak. Onda da bulamazsa artık yazar finalde bomba patlatacak diye düşünüyorum. Audrey Rose katili bulduğuna göre zirvede bırakıyorum demiş olabilir yazar. AHAHAHAHAHA
İlk dakikadan katili şak diye tahmin etsem de en azından araya serpiştirdiğim bazı şüpheliler de oldu. İlk kitapta tek şüphelim katil çıkmıştı. Ama iki kitabı da seviyorum. Katili bulsam da kitapları ayıla bayıla okuyorum. Seriye ölüp bitiyorum da diyebiliriz. 19. yy’da erkekler tarafından aşağılanıp eziklense de, hiçbir cinayeti çözemese de (ajxjdkkddkkdld) inatla ve azimle harika bir adli tıpçı olma yönünde (bu yönde iyi gidiyor) ilerleyen Audrey Rose’a saygı ve selamlar. Go girl! (Üçüncü kitapta aşk üçgeni yapacakmışsın senin adli tıp cezanı versin, hayatı bana şimdiden zehir zıkkım ettin. Thomas ve ben bunı hak etmedik)
Kül ve KanKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 2021786 okunma
“Biliyor musun, ağzını açmadığında daha hoş oluyorsun.”
“Ah.” Thomas arkasına yaslanarak derin bir nefes aldı. “İki türlü de beni hoş buluyorsun yani.”
Asssla tarzım değildi. Belki Bir Gün’ü kahrola kahrola sinirden kudura kudura da olsa okuyabilmiştim ama bu kitabı atlaya atlaya zor bitirdim. Olaylar hiç sarmadı, karakterler hiş sarmadı, hiç merak ettirmedi. Her şey o kadar sıkıcıydı ki… Karakterlerin liseli olduğunu bilsem zaten kitabı almazdım, lise muhabbetleri için -eğer orada kanlı, ihanetli olaylar dönmüyorsa- çok yaşlıyım sanırım.
Neredeyse AlexJenn Bennett · Martı Yayınları · 2022332 okunma