Neyin var, neyin yok ortaya ser, kuzen. Sonuçta beynimiz için bir korse icat edilmiş değil. Bırak, erkekler dünyayı yönettiklerini düşünsünler. Sonuçta tahtta oturan bir kraliçe.
İlk kitap ehh işte seviyesi olduğu için onun hakkında pek yorum yapamamıştım. Gotik edebiyat, korku, gerilim, gizem vardı ama sanki bir şeyler eksikti. MEĞER O EKSİKLERİN HEPSİ, BU KİTAPTA TAMAMLANMASI İÇİN BİLEREK BIRAKILMIŞ.
İlk kitabın finali öyle bir yerde bitmişti ki hemen ikiye geçtim, merak ettiğim, aslında ADIM GİBİ EMİN OLDUĞUM bir detay vardı ama onu öğrenene kadar gözüme uyku girmedi. En son dayanamayıp spoiler aradım, kitabı iyice karıştırdım ama aradığım cevabı yine bulamadım. Meğer yazar benim daima okumaktan kaçındığım finale saklamış o sırrı. Bunu öğrenene kadar inatla okumaya devam ettim ve sonunda haklı olduğumu öğrendim, bu da güzel ters köşeymiş ama derken ne göreyim? O ters köşe, ters köşe değilmiş. Asıl ters köşe-ler başka başka şeylermiş. Bomba üstüne bomba patlarken ben yerimde zıp zıp zıplarken 3. Kitabın peşine düştüm. Ne zaman çıkacak öğrenmem lazım çünkü ilk iki kitap hiçbir şey değilmiş dostlarım. Ne oyunlar, ne hileler dönüyormuş meğer… Anlatamıyorum da. Böyle ilginç bir inceleme çıktı ortaya.
Her kötü karakter, kendisinin kahraman olduğunu düşünür. Bu tam tersi için de geçerlidir. Fakat gerçekte her birimizin içinde biraz kötülük, biraz kahramanlık yatar. Duruma göre değişir.
“Kederini nefretle söndüremezsin. Söylesene, hayal ettiğin gibi mi hissediyorsun? Benim kanımı akıtmak, yaralarını iyileştirdi mi? O adalet terazileri nihayet dengeye kavuştu mu yoksa tanımadığın bir şeye doğru kaymaya mı başladın?”