Çok beklentiye girmeden okuyabileceğiniz kafa dağıtmalık eğlenceli bir kitapla geldim. Aslında ilk başta kapağı ve ismi yüzünden kitaba önyargılı yaklaşmıştım ama iyi yorumlar görünce bir şans vermek istedim ve iyi ki vermişim diyorum.
Kısaca konusundan bahsedeyim. Cinnamon küçük bir kasabada ailesiyle birlikte baharat ticareti yapan sıradan bir kız. Bir gece sarhoşken, yanlışlıkla Fallon adında bir iblisin hayatını kurtarıyor ve o andan itibaren her şey değişmeye başlıyor. Üstelik yaşadığı köy iblisleri dışarıda tutmak için büyülü bir koruma çemberiyle çevrili. Yani Fallon’un oraya girebilmesi bile başlı başına bir mucize. Zamanla Cinnamon yıllardır anlatılan hikayelerin tamamen doğru olmadığını fark ediyor. İnsanlarla iblislerin geçmişte aslında birlikte yaşadıklarını ama sonradan bir şeylerin değiştiğini öğreniyoruz. Fallon ise halkını köleleştiren büyücüyü durdurmaya çalışıyor ve Cinnamon da istemeden bu yolculuğun bir parçası haline geliyor.
Fallon, tam sinir bozucu ama sevilesi erkek karakterlerden. Korumacı, hafif ukala, biraz serseri ama aynı zamanda eğlenceli. Cinnamon’la olan atışmaları gerçekten çok keyifliydi. Özellikle birbirleriyle uğraştıkları sahneler çok tatlıydı. Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Keşke kitap daha uzun olsaydı...
Kitapta çok derin politik entrikalar ya da karmaşık fantastik sistemler beklemeyin. Fantastik öğeler daha çok atmosfer yaratmak için kullanılmış. Vampirler, kurt adamlar, ejderhalar, cadılar, yarı insan yaratıklar… Hepsinden biraz biraz var ama aşırı detaylı işlenmiyor. Açıkçası ben bunu kötü anlamda hissetmedim çünkü kitap zaten kendini çok ciddiye alan ağır bir fantastik vaadetmiyor. Daha çok eğlenceli, romantik ve akıcı bir kitap.
Genel olarak önyargıyla yaklaşıp sonrasında keyif aldığım kitaplardan