Böylece Fantine, mezarlığın herkese ait olan ve hiç kimseye ait olmayan, yoksulların çürüyüp gittiği bir köşesine gömüldü. Ne mutlu ki Tanrı ruhları nerede bulacağını bilir. Karanlıklara, kemiklerin arasına yatırılan Fantine küllerle iç içe geçmiş, bir yoksul çukuruna atılmıştı. Mezarı da yatağına benzemişti.
Sanatın en üstün ve en sarsıcı manası, hayatın cevrini çekmiş olanların içindeki "insan"ı fark edip bulabilmesidir yahut küçük ve unutulmuş insanların içindeki insani büyüklüğü arayıp keşfetmesi, kısaca her insanın içindeki eşit değer ve yücelikteki insani cevheri ortaya çıkarmasıdır. Kahramanın fiziki ve sosyal seviyesi alçaldıkça bu keşfediş daha büyük ve daha etkileyici bir hâl almaktadır. (Quasimodo'yu, Fantine'i ve Jean Valjean'ı hatırlayalım.) Klasik Rus edebiyatının da büyüklüğü ve değeri buradadır.