Minee

Minee
@farhamina
Bilmeyen ne bilsin bizi،bilenlere selam olsun... YEmre من لم يذق لم يعرف Ummazsan küsmezsin, Küsmezsen kızmazsın, Kızmazsan bu alemde geçinemeyecek ne var? Mehmed Zahid Kotku
Hadid 57/4
وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ "Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir." "Allah is with you,wherever you are. And Allah, of what you do, is Seeing." “"Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir” ifadesi hem yapılan bütün fiilleri Allah’ın gördüğü anlamına gelir hem de Allah’ın desteğinin, rahmetinin, koruyuculuğunun sürekli yanımızda olduğu anlamına gelir ki bu insan için çok büyük bir lütuftur. Nitekim bu yakınlığı ifade eden Kur’an’da daha pek çok âyet bulunmaktadır. Bunlardan sadece birkaç tanesi: “Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara) yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına cevap veririm…” (Bakara 2/187) “… Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer (kişinin yöneleceği istikamete göre kalbini o tarafa çevirir ve eğilimlerini yönetir) ...” (Enfal 8/24) “… Biz ona şah (can) damarından daha yakınız.” (Kâf 50/16) “Biz ona (insana) sizden daha yakınız. Fakat siz (bizi) göremezsiniz.” (Vakia 56/85) Bu âyetlere baktığımız zaman sormadan edemiyoruz: “İnsan, Allah kendisine bu kadar yakınken hangi cüretle ve akılla Allah’tan başkalarına sığınır, onlardan yardım talebinde bulunur? Allah’ın sınırsız gücüne dayanıp sığınmak varken, ne diye aciz, zavallıları putlaştırarak onlardan medet umar? Üstelik böyle yaparak dünyasını da ahiretini de tehlikeye atar."
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Talak 65/3
 يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ  "Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. " "And whoever relies upon Allah - then Allah ˹alone˺ is sufficient for them.Indeed, Allah will accomplish (H)is purpose."
Din
Nefs-i Mülheme ( İlim/Tevazu/Tevbe/Sabır/Şükür/Cömertlik/Kanaat/Tahammül)
Mehmed Zahid Kotku ""Bir büyük zâtın komşusu yahudi imiş.Her nasılsa yahudi'nin lağımı da bu müslümanın evinden geçiyormuş. Lağım patlamış pis bir koku etrafa yayılmış. O sırada yahudi, komşusu müslümanı ziyarete gelmiş kokuyu duyunca, "Bu koku nedir?" diye sormuş Müslüman zat da "Sizin lağım patlamış da ondandır" demiş Yahudi "Öyle ise niçin bizi haberdar etmediniz?" deyince, müslüman zat , "Bizim Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere sabır ve tahammül ile emretmiştir ."diye cevap vermiş.Bunun üzerine yahudi, "Sizin peygamberiniz ne güzel peygambermiş."deyip hemen kelime-i şehadet getirerek iman etmiş müslüman olmuştur."" https://1000kitap.com/yazar/mahmud-esad-cosan
Sayfa 270·Kitabı okudu
Din
Haşr 59/19
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ "Allah'ı unutan* ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine öz benliklerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! İşte onlar yoldan çıkan kimselerdir. " (*“Allah’ı unutan” ifadesi, Allah’a inandığı halde, kendilerine yaratılıştan verilen aklî ve maddî nimetleri Allah’ın istediği şekilde kullanması yolundaki ahlakî sorumluluğu taşımayarak, Allah’ın Kur’an’da öngördüğü kurallar doğrultusunda vahiy yoluyla iletilen mesajlarda var olan hakikati idrâk edemeyen ve o mesajlardan nasiplenmeyi başaramayan ve böylece dünyaya ve dünyalıklara taparcasına bağlı kalanlar için kullanılmıştır. Ayette de görüldüğü gibi böyle kimselere Allah kendilerini de unutturmuştur. Yani varlıklı ve konforlu hayatları başkalarının dikkatini çekse de özünde onlar, nefislerinin “deniz suyuna” benzeyen, -içtikçe harareti artıran- isteklerine esir olmuş yaşamlarıyla insan fıtratıyla çelişen bir hayata mahkûm olmuşlardır. Onlar, kendileri istediği için değil, başkaları gördüğü ve duyduğu için yaşayan, öz benliklerini kaybetmiş kimselerdir. İşte Allah, böyle bir tehlikeye karşı insanı uyararak, onun sürekli kendisiyle irtibat halinde olmasını istemektedir. İşte günde beş defa eda ettiğimiz namazlar bu irtibatın en güzel örneğidir. Bizi namazlardan daha fazla Allah’a yaklaştıracak başka bir ibadet şekli yoktur. Çünkü namaz Allah’ın kuluna özel bir lütfudur. Yaratanla yaratılanın irtibatının en canlı anıdır. Çalışmak, istihdam sağlamak, hakkı ve doğruyu savunmak, kötülüğü engellemek, infak etmek, erdemli davranışlar sergilemek, insanlara, doğaya ve diğer canlılara faydalı olacak çalışmalar yapmak… hepsi ibadettir ama hiçbiri namaz kadar özel bir ibadet değildir. Ancak burada kastedilen; cehennem korkusuyla ya da
Din