Puan vermedi·206 syf.··
2026 65. kitabı
Bu kitaba dair çok fazla olumlu tavsiye okudum, büyük bir hevesle ve merakla okudum. Evet güzel bir kişisel gelişim kitabı, ama zaten bildiğimiz unsurlara eklenen pek az unsur vardı ve okuyucuların neden bu kadar abarttığının sebebini hâlâ bulamadım. Belki de kitabın benimle olan frekansı yüzde yüz tutmamıştır, bilemiyorum. Ama konu ne olursa olsun, abartmayı seven bir toplum olduğumuzu biliyorum.
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·256 syf.··
2026 32. kitabı
Bu kitap tam da bu nefs konusunu düşündüğüm kendi kendimi sorguladığım zaman karşıma çıktı. Kitabı incelemeden sadece başlığını görüp aldım iyi ki de almışım. Yazarın anlatımı çok hoşuma gitti. Bu konulara meraklı iseniz gerçekten hiç düşünmeden alın okuyun.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
6/10
·140 syf.··
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:06
İvan ilyiç hayatını tamamen çevresinde bulunan önemli insanların görüşlerine uygun yaşamış bir adam. Onaylanmak onun için dürtüsel bir hâle bürünmüş olmalı ki evliliğini bile gölgesinde onaylanma ihtiyacını karşıladığı önemli insanların isteği doğrultusunda yaptı. Ben şahsen İvan ilyiç'in kişiliğini çok da beğenmedim kitap boyunca. Çevresinde sözünü dinlediği değer verdiği insanlar onun bir üstüydü. Çok sağlıklı bir aile ve yaşam kurduğunu düşünmüyorum bu yüzden. Tamamen işine odaklı ve gerçekten işini hakkıyla yapan bir bsan ivan ilyiç. Bu nedenle hayatını işine adadığını anlamak zor olmuyor. İvan ilyiç'in hastalığı ansızın onu buluyor ve hastalık ilerledikçe onun hayatı boyunca hiç düşünmediği şeyler beliriyor kafasında. Bir yandan hiç öleceğine inanmıyor çünkü ölümün gerçek olduğunu bilmesinin yanında ona uğrayacağı yaşadığı günlerde düşündüğü bir şey değildi. Gün içinde sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşaması ölüme yaklaştığı anlarda hissettiği derin acıları da beraberinde getirdi bu nedenle. Çevresi ona ölecekmiş gibi bakmıyor bir umudunun olacağını söylüyordu hep. İvan ilyiç buna kızıyordu. Çünkü belliydi öleceği, çevresi neden ona ölmeyecekmiş gibi bakıyordu ki? Halbuki buna sinirlenmesinin yanında kendisi de kabul edemiyordu öleceğini. Yine de karısının çocuklarınjn onun için üzülmesini görmek istiyordu. Öleceği haberi onları ağlatsın istiyordu. Bunu kitabı okurken nasıl yorumlayacağımı bilemedim. Çünkü ölüm döşeğinde kendimi düşlediğimde çevremin bana ölecekmişim gibi davranmasını istemezdim sanırım. Ancak tam emin olamıyorum. Çünkü kitabın işlediği bir feksefe olan ölüm yaşamdan daha gerçekçidir düşüncesi tam ölüm anında beni bulursa bu gerçeği çevremin de kabullenmesini isteyebilirdim. Bu yüzden İvan İlyiç'e de yapmavık geliyordu tüm her şey. Karısı ve
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 202461,2bin okunma
Puan vermedi·32 syf.·
2026 93. kitabı
Empati ve başkalarının duygu/düşüncelerine saygı duymak hakkında bir hikâye. 5-6 karakter bir arada. Bu da çocukların farklı karakterleri bir arada görüp karşılaştırabilmesi açısından güzel. Mesela Küçük Bayan Buyurgan'la Bay Güçlü'nün farklı tavırları... Birkaç farklı olayla arkadaşlığın önemi de vurgulanıyor hikâyede. Ayrıca farklı olmanın, herkesin farklı şeylerden hoşlanmasının kötü olmadığı da. Serinin diğer kitaplarına göre daha zengin bir içeriği var. Yine aralarda sorular... Kitap bu yönüyle özellikle duygu-düşüncelerini ifade etmekten çekinen çocuklar için teşvik edici olabilir. Anaokulu ve ilkokul düzeyinde sınıfça okunup üzerine konuşulabilir. Arkadaşlarını rahatsız eden çocuklara da kendi sınırlarını koruyamayan çocuklara da güzel mesajlar verebilir. Beğendim, hem ev hem okul kitaplığında bulunması faydalı olabilir.
Küçük Bay ve Bayanlar: Seni ÖnemsiyorumRoger Hargreaves · Doğan Çocuk Yayınları · 20257 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 139. kitabı
Hiç düşündünüz mü günlük olarak ne kadar çöp atıyoruz ve bu çöpler nereye gidiyor, nasıl yok oluyor diye? Gökçen hepimizin yerine bu sorunun yanıtını arıyor. Aslında yeryüzü için en önemlisi elbetteki hiç atık üretmemek. Ama bu nasıl olacak? Tam da bu noktada Gökçen’in sorduğu, hiç atık üretmemek için çikolatanın kabını da mı yiyeceğiz acaba sorusu yüzünüzde gülümseme oluşturuyor. Aslında her yaştan insan için artık yenilenebilir kaynakların da yavaş yavaş tükendiği bir dünyada, bireysel olarak göstereceğimiz çaba çok önemli. Mesela dışarı çıkacağımız her zaman yeni bir su almaktansa, evde mataramıza doldurduğumuz suyu yanımızda taşımak belki de güzel bir adam olacaktır. Özellikle son yıllarda çantamızdaki alışveriş torbaları belki buna da güzel bir örnek olur. Çocuklara çevre bilinci kazandırmak adına hem eğitici hem de öğretici kitaplara ihtiyacımız var. Bu yüzden içerisinde verilen hikayenin yanında çocuklara çevre birinci kazandırması açısından kitap çok hoşuma gitti. Şimdi bence herkes düşünmeli çevreyi korumak adına sizler neler yapıyorsunuz? Çocuklar üzerinde bir farkındalık yaratacağına eminim.
Eyvah! Başımız Çöplerle DertteUmmahan Öztürk · Ötüken Çocuk Yayınları · 20252 okunma