“... Ancak artık sınıfların ve sınıf çelişmelerinin bulunmadığı
bir düzendedir ki, sosyal evrimler, artık siyasi devrimler olmaktan
çıkacaklardır. O zamana kadar toplumun her yerinden
değiştirilip, düzeltilmesinin arifesinde sosyal bilimin son sözü
şu olacaktır, YA MÜCADELE, YA ÖLÜM, YA KANLI SAVAŞ, YA
DA YOK OLMA
Gerilla savaşı, kavram olarak tek başına devrimci bir anlama sahip değildir.
Ancak emperyalizmin (açık ve gizli) işgali altında olan ülkenin marksistlerinin, siyasi gerçekleri açıklama kampanyasının, dolayısıyla politik bilinç götürme temel aracı ve de bu yoldaki temel çalışma tarzı olarak gerilla savaşını almalarına, politikleşmiş askeri savaş çizgisi denir.
Politikleşmiş askeri savaş deyişiyle, silahlı propaganda deyişi arasında muhteva olarak fark yoktur...
ve dönerken fırlattı cıgarayı.
Babası müftüydü baskıcı Ömer'in. Evin içinde kuka tesbihler, kılaptan
seccadeler, el yazma müzehhep mushafları hattat Osman'ın; fakat bir tek han
hamam tapusu bir tek konsilit, bir tek Hicaz demiryolu tahvili yoktu. Müftü
Efendi bembeyaz, şişman bir adam
Ömer hastalıklı bir çocuktu.
Üç bayan
çıktılar merdivenleri koşarak — sivri külâhlarıyla
mantar iskarpinleriyle — banliyö yolcuları.
Kelepçeli Süleyman
bayanları gördü. Genç bir kadın geçirdi yüreğinden. Kayısı gülünü niĢanlayıp
tükürdü. Kelepçeli Fuat
seslendi Galip Ustaya: «— Usta,
yine tuhaf şeyler düşünüyorsun.» «— Düşünüyorum evlât.
geçmiş olsun.» «— Eyvallah usta.