Numaracı hafızası bir başka itaatsizliğe, Cerbol Ayaklanması’na odaklanmıştı tuhaf bir şekilde; o zamanlar henüz orta yaşlı olmasına karşın tanınmış bir Başar’dı. Kavurucu öğle sıcağında en iti üniformasını madalyasız kuşanarak (ince bir ayrıntıydı bu) Cerbol’daki savaş meydanına çıkmıştı. Yaklaşan asilerin yoluna silahsız çıkmıştı!
Saldırganların çoğu ona canlarını borçluydu. Hemen hepsi bir zamanlar ona en derin sadakat yemini etmişti. Şimdiyse ayaklanıyor, şiddet uyguluyorlardı. Teg yollarına çıkmakla, ilerleyen o askerlere şöyle demişti:
“Yoldaş olduğumuz zamanlarda sizin için yaptıklarımı hatırlatacak madalyalar takmayacağım. Sizden biri olduğumu gösterecek hiçbir şey yapmayacağım. Hâlâ Başar olduğumu gösteren üniformamı giydim, o kadar. İsterseniz beni öldürün… İtaatsizlikte o kadar ileri gitmekte kararlıysanız.”
Saldırganların çoğu silahlarını atıp yanına gelmişti; bazı komutanlar yaşlı Başarlarının karşısında diz çökünce Teg “Karşımda eğilmenize ya da diz çökmenize asla gerek yok!”
demişti. “Yeni liderleriniz size kötü alışkanlıklar edindirmiş.”
Daha sonra, asilere bazı şikayetleri konusunda hak verdiğini soylemişti. Cerbol’a kötü davranılmıştı. Fakat Teg onları uyarmayı ihmal etmemişti:
“Evrendeki en tehlikeli şeylerden biri, davasında haklı olan cahillerdir. Ama çok daha tehlikelisi, davasında haklı olan bilgili ve zeki bir toplumdur. Zekilerin intikamı öyle korkunç olabilir ki hayal bile edemezsiniz. Yaratmanın eşiğine gelmiş olduğunuz şeye kıyasla, Tiran bile müşfik bir baba figürü gibi kalır!”