Allah'ı sevdiğini söyleyip de insanların kusur ve ayıplarını yerden yere vurarak küçük gören Allah'ın güzelliğini çirkinleştiriyor demektir. Böyle insanların bu dünyaya bir kum tanesi kadar yararı olmaz.
Çöl, yeryüzünün son noktası, hayat ülkesinin sonudur. Çöldeyken, sanki başka bir dünyanın sırlarına yakın gibiyizdir. İşte bu yüzden, peygamberler hep çölden çıkmış, şehirlere ve ülkelere medeniyet inşa etmişlerdir.
Yazar bu kitabında Hz. Ali ve Fatıma’nın hayatını ele almaktadır. Kitap, sevginin sadece bir duygu olmadığını, aynı zamanda sadakat ve teslimiyetle anlam kazandığını gösteriyor.
Hz. Ali’nin Allah’a ve Peygamber’e olan bağlılığı, Fatıma’ya karşı duyduğu saf ve temiz sevgi ile birleşiyor. Onun sadakati ve yaşadığı zorluklara rağmen gösterdiği sabır, insanı derinden etkiliyor.
Bu kitabı okurken sevginin sadece sözle değil, davranışla ve sadakatle anlam kazandığını düşündüm. İhanet karşısında bile sabırlı kalabilmek ve Allah’a sığınmak, kitabın bana en çok hissettirdiği şeylerden biri oldu.
Bu yönüyle kitap bana sevgi, sadakat, teslimiyet ve huzur duygusu kattı.
Kısacası, aşkı sadece bir duygu olmaktan çıkarıp sabır ve imanla bütünleşen bir değer haline getiriyor.