"Neden elli tane pinball makinesi toplamış peki?"
"Çünkü dünyada türlü türlü insan vardır. Hepsi bu."
...
Hepsi bu kadar değildir diye düşündüm. Elli tane pinball makinesi toplamakla elli şarap etiketi toplamak arasında fark vardır.
"Nereye gidiyorsun?"
"Pinball oynamaya. Nerede olduğunu bilmiyorum."
"Pinball mu?"
"Evet, fırlatıcıyla topa vuruyorsun ve...' "Biliyorum. Neden pinball anlamında sormuştum."
"Bilmem. Bu dünya felsefenin kavrayamayacağı şeylerle dolu."
Masaya dirseklerini dayayıp düşüncelere daldı. "İyi misindir pinball oynamakta?"
"Eskiden iyiydim. Kendimle gururlandığım tek şeydi."
"Benim övündüğüm hiçbir şeyim yok."
"O halde kaybedecek bir şeyin de yok."
Bir mevsim kapıyı açıp çıkıp giderken diğer mevsim bir başka kapıdan içeri girmişti. Kapıyı açıp da, Hey, bekle biraz, söylemeyi unuttuğum bir şey var, diye bağırsan da seni duyacak kimse yok. Artık kimse yok. Kapıyı kapatıp döndüğünde odanın içinde diğer mevsimi görüyorsun, sandalyeye oturmuş, kibriti çakıp sigarasını yakıyor. Unuttuğun bir şey varsa bana söyleyebilirsin, diyor, işler yolunda giderse ben ona iletirim söylediğini. Hayır, gerek yok diyorsun sen de, önemli değil zaten. Etrafta sadece rüzgârın sesi duyuluyor. Bir mevsim öldü sadece.