Nisan ayını yapayalnız geçirmek çok acıydı. O ay, etrafımdaki herkes çok mutlu görünüyordu. Paltolarından kurtulmuş, birlikte olmanın tadını çıkaran insanlar -sohbet ediyor, oyunlar oynuyor, el ele tutuşuyorlar. Ama ben hep yalnızdım.
"Hep hatırla. Hayat bir çikolata kutusuna benzer."
"Bilirsin işte, çikolata kutularının içinde her tür çikolata olur; bazılarını seversin, bazılarından hoşlanmazsın. İlk önce sevdiklerini yersin ve geriye pek de sevmediklerin kalır sadece. Ben acı veren şeyler yaşadığımda hep böyle düşünürüm işte. 'Şimdi bunu bir atlatırsam, her şey yoluna girecek.' Hayat bir çikolata kutusudur."
Eh Kizuki, diye düşündüm. Ben senin tersine, yaşamaya karar verdim, hem de bildiğim en iyi şekilde. Bu, senin için hiç kuşkusuz çok zor olmuştu. Canı cehenneme, benim için de çok zor. Gerçekten zor.
Ciddi ciddi düşünmem gerektiğini biliyor, ama bunu nasıl yapacağımı kestiremiyordum. Gerçekte, doğruyu söylemek gerekirse, yapmak isteyeceğim son şey düşünmekti. Çok geçmeden düşünmek zorunda kalacaktım zaten, işte o zaman uzun uzun düşünür, bakardım çaresine. Şimdi değil ama. Şimdi değil.