Yılların yorgunluğunun tadı bile yaşama sevinciyle çıkıyordu demek. Hayatın bir anlık yoğunluğunun güzelliğiydi bu! İnsanın, zamanı telaşsız anlarda keşfettiğini çoktandır anlamıştı. Gürültülerin, kaygıların, koşturmaların olmadığı anlardı asıl hayat. Yaşadığına duyduğu şükranla derin bir soluk aldı. Sadece yaşamış olmak için bile değerdi! Niyeydi kelimelerle kazanılmak istenen ölümsüzlük imtiyazının ardında harcanmış onca yıl, mürekkebin tükettiği bir ömür? Yazıya harcadığı zamanlara dair hiçbir pişmanlık duymadan, yakınmadan, hayıflanmadan düşündü bunları.
Kendi seçimlerimizin sonucunda olup bitenler rasgele başımıza gelenlerden daha çok sızlatır içimizi. İnsanın kendi karşısındaki çaresizliği diğer çaresizliklere benzemez. Bu sızının da arabanın penceresinden rüzgâra verilmesi gerektiğini düşündü. Anıların bellekte uyandırdıklarına içinin katlanmayı bilmesi gerekiyordu. Yolculuğunun esenliği için gerekliydi bu.
"Eskinin büyük çömlek ustaları, kusursuz bir iş çıkardıkları halde. belleğin ve yaratıcılığın çömlekte tutsak kalmasını engellemek için en sonunda kesik bir çizgi bırakırlarmış çömleğin üstünde. Bazen devamlılığımızı sağlayan şey kusurdur. Yahut kusuru göze almak." demiş, sonra da aynı hammaddeden üretildikleri halde fırınlandıklanı sırada bazı çömleklerin kırmızı, bazılarının siyah olabilmesindeki sırra dikkat çekmişti. "Tabiat, aynı topraktan, aynı ateşten, aynı anda iki ayrı renkte çömlek armağan ederken insana, bize bütün sırlarının henüz ele geçirilemediğini söyler
Yanlış konuda inat etmekte israrcı olan insanların, yalnızca zaman değil, anlam harcadığını da bilirdi Moottah, var olmanın ve yaşamanın başka fırsatlara açılan anlamlarını...