"Bazen şiir yazılmaz, şiir uyandırılır. Taze yağmur yapraklarda kalan su nasıl hiç umulmadık bir şeyi uyandırırsa, öyle." diyor. Sessiz, nemli, serin orman içlerinde sesini duyup da kendisini göremedikleri dereleri dinlemeyi öğreniyorlar. "Ruhumuzun önemli bir parçası ormanlarda saklıdır. Ormanı unutan kendinden uzaklaşır."
Moottah ise asıl olağanüstülüğün görünende gizlendiğini, insan emeğinde saklandığını anlatmaya, göstermeye çalışıyor onlara. "Göz önünde olduklarına bakmayın, tabiat ve emek en büyük sırdır," diyor. "Nazik bir kalp, cömert bir ruh yaşarken kullanılan bolca sihir demektir."
Bir çiçeğin, yalnızca bir çiçeğin, bütün bir hayatı ele geçirdiği kutlu anlardan biriydi. Ovadan ayrılmadan önce, yerkürenin yalnızlaşan manzarasında üçü de hiçbir şey söylemeden, hatta hiç kımıldamadan bir süre batan güne karşı el ele tutuşmak ihtiyacı hissettiler.
Bu doğanın şiiridir çünkü. Doğa şiirini böyle yazar. Doğanın şirini yazmaya çalışan şair bunu sözcüklere ve kendi diline çevirir. Şiirin kendisi bir çeviridir.