Lakin her defasında aldanırdı, bu micadelelerin hiçbirinde ona hak verecek bir bakışa esadüf etmemişti. İstiyordu ki kendi kendisini haksız bulmakla birlikte herkes ona hak versin, ona acısın. Evet, kendisine acınılmasını istiyordu, onun merhamete ihtiyacı vardı. Ta kalbinde bir şey ona kendisini çekerek saçlarını gözyaşlarıyla ıslatacak sevecen bir kalp aratıyordu. O sevecen kalp, o cömert bağır kimin olabilirdi? Bunu bilemiyordu, fakat biliyordu ki o, gözyaşları, o derin bir merhamet kaynağından saçlarına akacak sıcak yaşlar, kalbinin, zavallı yaralı kalbinin yaralarını yıkayacak, zehirlerini temizleyecek ve yalnız o vakit işte kendisini mahveden bu müthiş, bu ciğerlerini kavuran hummadan şifa bulacak.
Sayfa 230 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Gülmek! Lakin o bizde kuraldır, biz her şeye gülerek başlarız. Fakat bu, bizi gizli gizli, ta içimizden, hatta çoğunlukla kendimize karşı bile saklayarak yapanları kıskanmaktan, yapılan şeyleri beğenmekten alıkoymaz. Güleriz, gülmekle umduğunu yapamamak acısının intikamını alırız; sonra yavaş yavaş biz de yaparız, artık gülünüp eğlenmekten usanç ortaya çıktıktan sonra yapmakta bir sakınca görmeyiz; fakat vakit geçmiş, o şey soradanlaşmış, bayağılaşmıştır.
Sayfa 188 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu