NECiP FÂZIL'DAN İHTİLÂL ÖNERİSİ
Şimdi size bir başka ilginç olayı anlatmak istiyorum. Merhum Necip Fâzıl Kısakürek’le dosttuk, iyi tanışıyorduk. Benimle başbaşa görüşmek istemiş. Araya, o tarihte Genel Başkan Yardımcımız olan Mehmet Altınsoy'u koymuştu. Fransızca’yı da iyi biliyordu. Alunsoy'a, 'Ben, Türkeş’le teta-te görüşmek istiyorum' demiş. Fransızca 'başbaşa' demek. Bu deyimi kullanmış.
Ben de görüşmekten kaçıyorum. Çünkü Necip Fazıl Bey, biliyorsunuz bazı görüşleri bana aşırı geliyor; ondan dolayı da yani fazla angaje olmak istemiyorum. Siyaseten oyumuzu artırmak bakımından falan bize yardımcı olmasını istiyorum. Ama çok ısrar ediyor.
Neticede, Alunsoy bir gün bana dedi ki:
‘Efendim, benim evde bir yemek düzenleyelim, bir öğle yemeği. İkiniz oturun, başbaşa konuşun. Biz de eşimle birlikte evi terkedelim. Bakalım ne söylüyor.'
Altınsoy'un bu teklifini kabul ettim, merhum üstadla buluştuk, yemeğimizi yedik. Ev sahipleri kahvelerimizi getirdiler, daha sonra ortadan kayboldular. Biz kaldık üstadla başbaşa.
Şimdi Üstad bana dedi ki:
‘Sizin, Silahlı Kuvvetler’deki taraftarlarınız, gücünüz ve gençlik içindeki taraftarlarınızla, benim Büyük Doğu Derneğindeki gücümüzü biraraya getirirsek, bu memleketin idaresini ele alabiliriz.
Ben üstada şunlan söyledim:
‘Üstadım, biz bir kere 27 Mayıs’a karıştık. O da istediğimiz gibi gitmedi. Başımızdan binbir dert geldi geçti. Şimdi memleket demokrasiye kavuştu. Siyasi partiler var, TBMM var, Meclisten güvenoyu almış olan meşrû bir Cumhuriyet Hükûmeti var. Memlekete hizmetimizi parti yoluyla yapacağız. Benim sizden istirhamım, CKMP'yi destekleyelim, ona yardımcı olalım. Meşrû yoldan siyasì faaliyet yapalım, halkın teveccühünü kazanalm, o yoldan hizmet edelim.’
Böyle tartışıyoruz. Üstad, konuşmasını şöyle sürdürüyor;
'Büyük