Bugüne kadar hangi insan cemiyeti veya grubu vardır ki, bir reisi ve muntazam işbölümü, disiplini, tüzüğü, prensipleri olmadan tarih sahnesine çıkmış ve iş görebilmiştir. Böyle bir varlık gösterilemez. İşte biz bu durumda olan ve diğer taraftan da iş başarmak iddiasında bulunan kimseler halindeyiz. Üstelik lüzumsuz şekilde ortaya atılan bir takım dedikodularla birbirimize karşı kırgın ve dargın durumlara düşüyoruz. Bunlardan kim faydalanyor acaba? Dedikoduyu yapan arkadaşlar mı, yoksa bizim düşmanlarımız mı? Hiç şüphesiz düşmanlarımız.
Alparslan Türkeş
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
TÜRKEŞ'İN KIZLARININ ADI
Alparslan Türkeş, dört kızının doğumundan sonra onlara isim
bulmaya koyulmuş, bu arada Şair ve Yazar Nihâl Atsız’a mektupla başvurmuştu. Atsız, 1940-1948 yılları arasında dünyaya gelen bu dört yavruya "isim babalığı" yapacaktı. Çocukların isimleri ve anlamları şöyleydi:
*Ayzıt : (27 Kasım 1940 doğumlu) Göktürkler'de fazilet ve
güzellik ilâhesi.
*Umay: (18 Ocak 1943 doğumlu) Göktürkler'de fazilet ve şefkat
meleği.
*Sevenbige : (13 Aralık 1944 doğumlu) Kazan'da hükümdarlık
yapmış, vatansever ve yüksek ahlaklı bir
bayanın ismi (Süyunbige)
*Selcen: (5 Şubat 1948 doğumlu) Dedekorku hikayelerindeki
Selcen Hatun’dan geliyor. Kelime anlamı: hamaratlık, güzellik ve fazilet.
Türkeş ailesi Isparta'da bir yılını işte böyle geçirdi. Şimdi, Gelibolu
yaşantısı başlayacaktı. Ailede nüfus artmıştı. 1940 yılının sonunda
Türkeş’lerin bir kız çocuğu dünyaya gelmiş, yavruya "Ayzıt" adı verilmişti. İsim babası ünlü edebiyatçi Nihâl Atsız’dı.
Bu arada "Soyadı Kanunu" kabul ediliyor, ardından herkes nüfus müdürlüklerine başvurup, yeni soyadlarını kütüğe işletiyordu.
Alparslan'lann soyad öyküsü ise şöyleydi:
"Kanun gelince babam, Nüfus Müdürlüğüne gidip, Koyunoğlu
soyadını almak istediğimizi söylemiş. Memur ise, "Bu olmaz, herkes Öztürkçe kelimeler seçiyor”, demiş.
Bunun üzerine babamla birlikte tarih kitaplarını karıştırdık.
Öncelikle Altay ismini beğendik. Listemizde, 'Türkeş' de vardı.
Nüfus Memuru, 'Altay'ı alanlar oldu, Türkeş olsun', demiş.
Böylelikle soyadımız Türkeş oldu...