Hayallerin kavgası gerçeği gerçek etti
Kaç yoktan var edildi hepsi bir var içinde
Demir yumruk kabını döverek ipek etti
Biz bir ömür yaşadık bir intihar içinde
Kararlı portrelerdik çatık kaş hilal bıyık
Dostuna dost düşmana düşmanlığında sadık
Ayazdan hatıralar taşıyarak kocadık
Kurt izine yel vurdu bu defa kar içinde
Biz bir ömür yaşadık bir intihar içinde
Dokuz kat göğden erdik dokuz arzın üstüne
Dokuz masal söyledik kırk bin arşın üstüne
Şiirler marşlar deyip kurşun kurşun üstüne
Saray musikisine daldık rüzgar içinde
Biz bir ömür yaşadık bir intihar içinde
Üçoğul seni bile affedecek yaştayız
Bögü Alple bin üç yüz... yıl duracak taştayız
Kürşad yine gel dese vallahi en baştayız
O emri bekleyerek bir intizar içinde
Biz bir ömür yaşadık bir intihar içinde
Adımız ayrı olsun, namımız birdi bizim
Namımız adımızdan önce gelirdi bizim
Kutlu hikayemizi herkes bilirdi bizim
Ülkücüydük bozkurttuk bir itibar içinde
Biz bir ömür yaşadık bir intihar içinde
Kurban burda kurbandı, adak burada adak
İnsanın gönlüne Tanrı makâmından kopmuş bir nûr düşerse o kişi emsâline karşı yükselmiş olur. En çok seven en büyük işleri başarmak borcundadır. Şöyle ki: Âşık olan zâten alacağını almıştır, artık bir şey isteyemez, bundan geri o verecektir, hep o verecektir.
İnsanlar bir altın çağ yaşadılar, eski Yunan zamânında... Eski Yunan, sînesinde şarkı ve garbı birleştirmek saâdetine ermişti; bu yüzden mükemmel oldu. Sonra mîras bölündü: Yunan'ın ilim iştiyâkı, tasnif etmek, teşkilâtlandırmak kudreti, hürriyet iptilâsı garba gitti. Bu tarafa ne kaldı? Yaradılış sırrına hürmet, fânîlik şuuru, ferde huzur ve âhenk verebilecek dünya görüşü -yâni kader ve kısmete inanma- güzellik. İdeal insan, altın çağın dışında iki yerde daha üredi. Bir defa İspanya Araplarında, ikinci defa serhat Türklerinde. Bunlar, şarkı ve garbı barıştırıp kendilerinde birleştirmiş insanlardı. Dünya için eğer yeni bir ideal mukadderse; ancak gene iki âlemin terkîbinden doğabilir. O terkîbi vücûda getirebilecek şartları ben Türk milletinde görürüm. İnsanlık târihinde bize düşen en kutsal ödev işte budur.