Ticari ruh, yalnızca hesaplayıcı anlayışla donanmıştır. Fakat onda akıl noksandır. Bu yüzden yalnızca ticaret ruhunun ve paranın gücünün egemen olduğu bir sistemin kendisi akılsızdır.
Neoliberalizm, Aydınlanma'nın ulaştığı nihai nokta olmaktan büsbütün uzaktır. Rasyonel değildir. Terörizm ve milliyetçilik biçiminde patlak veren yıkıcı gerilimlere yol açan tam da onun akılsızlığıdır. Neoliberalizmin kendisini sunarken sahip olduğunu iddia ettiği özgürlük bir pazarlamadır. Günümüzde küresellik, evrensel değerleri bile sahiplenir. Bu şekilde bizzat özgürlüğün kendisi sömürülür. İnsan, kendini gerçekleştirdiği yanılsamasıyla gönüllü olarak kendini sömürür. Üretkenliği ve verimliliği azamileştiren, özgürlüğün bastırılması değil onun sömürülmesidir. Neoliberalizmin temelinde yatan sapkın mantık budur.
Dijital araçlarla herkesin birbirine bağlanması ve iletişime geçmesi başkalarıyla yüz yüze karşılaşmayı kolaylaştırmaz. Aksine, yabancıları ve başkaları geçip, onun yerine aynı ve benzer düşünen insanları bulmaya hizmet eder ve deneyim ufkumuzun daha da daralmasına sebep olur. Bizi sonsuz bir Ben-döngüsüne sokar ve sonunda "kendi fikirlerimizi bize aşılayan bir oto-propagandaya"yol açar.
Aynının terörü bugün hayatın her alanına tesir etmektedir. İnsan hiçbir deneyim yaşamadan her yere seyahat eder. Bir kavrayışa ulaşmadan her şey hakkında malumat edinir. Bilgiye erişmeden enformasyon ve veri biriktirir. Serüven ve heyecan peşinde koşar ama hep aynının içinde kalır. İnternette Arkadaş ve Takipçi toplar ama asla bir başkasıyla karşılaşmaz. Sosyal medya, toplumsalın mutlak sıfır derecesini temsil eder.