Hızlandıkça yavaşlayan, çoğaldıkça yalnızlaşan, tıkladıkça tükenen bir çağ.
Ve biz, tüm bu hızın içinde kendi anlamımızı kaybettik. Anlam arayışını "erişim hızı" ile karıştırdık. Artık hiçbir acı, demlenmiyor; hiçbir sevinç, yerleşmiyor. Her şey bir sonraki bildirimle bastırılıyor. Çünkü anlamı kavramak değil sadece "deneyimlemek" istiyoruz.
Başkalarının filtreleriyle görüyoruz dünyayı, onların sesleriyle konuşuyoruz. Ve buna "Kendini ifade etmek" diyoruz. Başkalarının alkışları için yaşıyoruz. Ve buna "sosyalleşme" diyoruz. Başkalarının gözlerinin içine bakarak değer bulan bir hayat yaşıyoruz. Ve buna "kendini gerçekeştirmek" diyoruz. Dediğimiz ile de kalıyoruz.