Öncelikle kitabın konusu ve kurgusu bir yana doktor Moreau ve Prendick arasında geçen diyaloglar benim okurken çok zevk aldığım ve üzerine düşündüğüm kısımlar oldu bu yüzden bu kitap incelemesinde Moreau'nun birkaç söylemi üzerinde düşüncemi belirtmek istiyorum.
Kitabın arka kapağında bir cümleyle özetlenen kitap tam bir nokta atışı aslında. "Doktor Moreau'nun adası bilimin kontrolden çıktığı zaman barındırabileceği potansiyel tehlikelere karşı bir uyarı niteliği taşır". Ama bu gerçeklik kitapta bilim insanı Moreau'nun kabul etmediği bir gerçekliktir. O insana çevirmeye çalıştığı çeşitli hayvanların elbet bir gün hayvani duygularından kopacağı inancını taşıyarak tanrının yarattığı canlılar arasında hayvanın kademe atlayabileceğini ve var olan nefsini insanlar gibi eğitip kontrol edebileceklerini düşünmüştür. Prendick ile girdiği münakaşalarda hayvanı insanlaştırmanın savunmasını yaparken de haz ve acıdan bahseder Moreau. Insanlarda kalan haz ve acının hayvanlardan gelen bir iz olduğunu düşünür. Bir bakıma haklıdır da. Insan ve hayvanların buluştuğu noktada her iki taraf da yaptığı hareketlerde nefisleri için haz aramaktadırlar. Ama doktor Moreau'nun kaçırdığı bir nokta vardır ki hayvanlar hazzı ve acıyı sadece dünyevi parçalarda ararlar. Bununla birlikte kitabın son maceralarında insanlaştırılmaya çalışılmış hayvanların hiçbir etkide bulunulmadan kendi doğalarına döndükleri görülmektedir. Burda da yine yaratıcının insanlara bahsettiği özelliğe kıyasla hayvanlara daha sınırlı görüş ve anlayış kabiliyeti vermesindendir. Doktor Moreau'nun büyük çabası ve koyduğu yasalara rağmen yaratılıştan sınırlandırılan özelliklerle yaratıklar hem onun sonunu getirmiş hem de ana karakterimiz Prendick'e hayatı boyunca unutamayacak bir hayat kesiti yaşatmıştır.