Doğru açıklama şu olurdu herhalde; yaşamdaki gerçek trajediler sanatsallıktan öylesine uzak oluyor ki bizi yontulmamış şiddetiyle, tutarsızlığıyla, anlamsızlığıyla, zarafetten uzak biçimsizliğiyle yaralıyor. Gerçek trajediler bizi bayağı olayların etkilediği gibi etkiler, kaba kuvvete maruz kalmadığımız izlenimini yaratırlar; bu yüzden de isyan ederiz. Ama bazen, güzelliğe dair sanatsal öğeler taşıyan bir trajedi gelir başımıza. Eğer bu güzellik öğeleri gerçekse olayın bütünü bize hitap eder ve üzerimizde dramatik bir etki yaratır. Bir de bakarız birdenbire oyuncu olmaktan çıkmış seyirci olmuşuz. Daha doğrusu aslında hem oyuncu, hem seyirciyizdir. Kendi kendimizi oynarken izler, gösterinin olağanüstülüğüne kapılırız.
Şu Yaşananları bir kitapta okusaydım oturur ağlardım Harry. Oysa bunlar benim başıma geldi ve her şey bana öyle inanılmaz geliyor ki bir damla gözyaşım akmıyor.