Bazen kayıp sandığın şey, aslında bir dönüş kapısıdır.
İlk anda canın yanar; çünkü kalbin boşalan yeri hemen hisseder.
Ama unutma: Hakikatte senden giden hiçbir şey sebepsiz gitmez.
Biz çoğu zaman yükleri sevgi sanırız, alışkanlığı emek zannederiz.
Oysa bizi aşağıya çeken her bağ, nihayet bir gün kopar.
Ve o kopuş, seni özüne geri götürür.
Kader bazen susar, bazen uyarır, bazen de alır.
Alıştığını kaybettiğinde üzüldüğün şey “sen” değildir;
olmaman gereken yerde fazla kalmış halindir.
İşte acı, bunun işaretidir.
Sonrası?
Hafiflemek.
Kendine dönmek.
Ve nihayet gerçek yoluna yürümek.