“ ilk çağlarda büyü ve dinin egemen olduğu dönemde bilim aynı zamanda kolektif bir duygulanma ve bilgi unsuruydu. Daha sonraki ikiye bölünmeyle şeyler birbirinden ayrıldı ve bir yanda saf soyutlama, spekülatif felsefe, öte yandaysa saf duygusal unsura sahip olduk. ”
İnsan hiç bir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor...