Fatmars

Fatmars
@fatma_ors
Martin Luther King Jr. "If you can't fly then run, if you can't run then walk, if you can't walk then crawl, but whatever you do you have to keep moving forward."
Ahlak Filozofu Sokrates,
51 kişilik jüri önünde yargılanıyor ve idam kararı verilip, bandıra zehri ile öldürülüyor. Öldürülmeden önce sevenleri, "seni hapishaneden çıkaralım." diyorlar . " Bu ahlaksızlıktır!" diyor ve kabul etmiyor. " Uyduruk sözlere başvurursan jüri seni affedebilir." diyenlere de itiraz ediyor ünlü filozof. Tarihe geçen savunmasında, idam kararı veren jüriye şunları söylüyor: "Ölümden korkulmaz çünkü ölümün çaresi var. Ölürsün, kurtulursun... Ama yanlış yapmanın çaresi yoktur. Yaptığınız yanlış kıyamete kadar sizinle gelecektir!" Bugün 2.500 yıl geçmesine rağmen, Sokrates`in ismini bilmeyen yok yeryüzünde. Peki onu idam ettiren jüri heyetinin isimlerini bilen var mı? Yok! " Şu hayatı öyle bir yaşayalım ki, kapanışta kendisini alkışlayabilsin..."
Hikaye-Öykü
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya acı çekiyor. Ama kötü insanın şiddetinde değil, iyi insanın sessizliğinden.
Farsça şiir, Mohammad Gholipour
"Seninle gezmediğim bir sokak var içimde, Seninle gitmediğim bir yolculuk var daha, Seninle geçirmediğim günler ve geceler var, Seninle paylaşmadığım aşkım var daha..."
Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğini sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşamaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da unuttuğum.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Ne çok yürümüşüm bu yolları. Telaşla yürümüşüm, kimi zaman ağlayarak kimi zaman yetişmek kaygısıyla kimi zaman da boşu boşuna yürümüşüm... Dünya telaşı işte. Şimdi bakıyorum da bir yerlere ve birilerine yetişmeye çalışmak için yürüyüp durmuşum ancak beklediklerim beklenen saatte gelmemiş, ben hep vaktinden erken varmışım gibi bir sene geçip gitmiş. Keşke biraz geç kalan ben olsaymışım... Oysa ben kalkıp koşmuşum ve hüzne erken varmışım. Sonu ya mutsuzlukla biter kaygısıydan mutluluğa varamamışım.çoğu zaman. Hatta belki yarı yoldan dönmüşüm... Son okuduğum kitapta şöyle bir cümle geçiyordu "İnsan kendini korumalı. Hem mutsuzluktan hem de kaybı halinde yine mutsuzlukla neticelenecek mutluluktan." Bunu düstur edinmişim. Ne çok yanılmışım. İnsanı büyüten biraz da yaşadığı umutsuzluklar, mutsuzluklar değil midir? Unutmuşum çok iyi bildiğim halde. Hem insan nisyan'dan yani unutmaktan gelir. Ben de unutmuşum işte bu gayet insani. Bazen ya mutsuz olursam diye beni bekleyen mutlulukların peşinde koşmayı unutmuşum. Mutsuzluk öyle bir şey ki aslında bilinenin aksine mutsuz olduğumuzda çevremizde daha çok insan bulabiliriz. Bir hayal kırıklığını paylaşmak bence umudu, dipdiri bir hayali paylaşmaktan daha kolaydır. Çünkü insanlar acırlar size. Bir şeye üzüldüğümüzde gerçekten bizim kadar üzülecek insanları bulmak zor değildir. (?) Fakat mutluluk, umut öyle mi? Sizinle birlikte mutluluğu paylaşacak hakiki anlamda paylaşacak kaç kişi var hayatınızda? Ya da şöyle sorayım o kişiden emin misiniz? Mutlu olduğunuzda, bir hayal kurduğunuzda sizin kadar mutlu olacaklarından ne kadar eminsiniz?
Belki de Yeni Başlangıçlara İhtiyaç Var..