Fatmars

Fatmars
@fatma_ors
Başarı, istikrarlı çabanın kaçınılmaz sonucudur; çünkü başarı, çabalamaya aşıktır.
Görünenin arkasındaki gerçeklik
Puan vermedi
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, iki uygarlık arasında kalmış bir toplumun tutarsız tutumlarını, yanlış davranışlarını ve absürtlüklerini eleştirel ve ironik bir bakış açısıyla ele alan bir romandır. Eserin yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar, anlatımda “seyirci yöntemi” olarak adlandırılabilecek bir teknik kullanarak toplumu bir yabancının gözüyle değerlendirme imkânı sunar. Romanın başkişisi ve anlatıcısı Hayri İrdal, eleştirilen toplumun bir üyesi olmasına rağmen, içine kapanık ve sıra dışı kişiliği nedeniyle toplumsal hayatın dışında konumlanır. Bu konum, ona içinde yaşadığı toplumu farklı ve mesafeli bir bakış açısıyla gözlemleme olanağı sağlar. Romandaki olaylar, mizah unsurları açısından son derece ustalıklı bir biçimde kurgulanmıştır. Ancak anlatıcı Hayri İrdal, kendi dünyasına ve sorunlarına yoğunlaşmış, ciddi bir anlatım tutumu sergiler; bu nedenle komik olanın farkında değildir ve onu bilinçli olarak vurgulamaz. Tanpınar, bu noktada İngiliz edebiyatında “understatement” olarak adlandırılan anlatım tekniğinden yararlanır. Anlatıcı, söylenebilecek olanı abartmadan ya da tüm açıklığıyla dile getirmek yerine, durumu sıradanlaştırarak aktarır ve yaşananların farkında olmayan bir anlatıcı profili çizer. Bu anlatım stratejisi, metindeki ironiyi okurun sezgisine bırakır ve anlamlandırma sorumluluğunu okuyucuya yükler. Böylece Tanpınar, komik olanı olayları kavramakta yetersiz, saf bir anlatıcının diliyle sunarak romanın mizahını hem daha incelikli hem de daha etkili kılar. Ahmet Hamdi Tanpınar
Edebiyat
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2023 38. kitabı
Gün Olur Asra Bedel: Hafıza, Kimlik ve Kültürel Süreklilik Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel adlı romanında yalnızca bir hikâye anlatmakla yetinmez; insanın varoluşsal hafıza mücadelesini merkezine alan çok katmanlı bir yapı kurar. Romanın anlatısı, görünürde bozkırda gerçekleşen bir cenaze yolculuğu etrafında şekillense de bu yolculuk, aslında bir halkın kolektif belleğinin, kültürel sürekliliğinin ve tarihsel kimliğinin sorgulandığı sembolik bir çerçeveye dönüşür. Bozkır, eserde yalnızca fiziksel bir mekân değil, romanın görünmeyen kalbi olarak işlev görür. Aytmatov, bu geniş coğrafyayı hem bireysel hem de toplumsal hafızanın taşıyıcısı hâline getirir. Yazarın sade ama yoğun anlam katmanları taşıyan dili, okuyucuyu bir halkın geçmişiyle olan bağının nasıl tehdit altına girdiğini düşünmeye davet eder. Romanda merkezî bir metafor olarak ele alınan mankurtlaştırma, bireyin hafızasının sistemli biçimde silinmesi ve böylece kimliğinden koparılması sürecini temsil eder. Bu süreç, yalnızca romanın geçtiği Sovyet bağlamını değil, daha geniş bir tarihsel-politik gerçekliği de işaret eder. Aytmatov’un ortaya koyduğu bu metafor, kültürel asimilasyon ve kolektif hafızanın tahribatı üzerine güçlü bir eleştiri niteliğindedir. Hafızasını kaybeden birey, yalnızca geçmişini değil, aynı zamanda varoluşsal yönünü, aidiyetini ve insanlık durumunu kaybetmiş olur. Romanın bu yönü, çağdaş okur için de son derece günceldir. Çünkü Aytmatov’un sorduğu temel soru hâlâ geçerliliğini korumaktadır: Bugün de farklı araçlar, yöntemler ve söylemler aracılığıyla hafızamız silinmiyor mu? Kültürel çeşitliliğin azalması, toplumların tek tipleştirilmesi ve yerel kimliklerin bastırılması gibi eğilimler, romanın sunduğu mankurtlaştırma metaforunu günümüz dünyasında da yankılandırır. Belleği elinden
Benlik
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
10/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın Romanında Baba-Oğul İlişkisi ve Batı-Doğu Mitolojilerinin İzleri: Orhan Pamuk’un 2016 yılında yayımlanan Kırmızı Saçlı Kadın romanı, modern İstanbul’un hızla değişen banliyölerinde geçen bir hikâye üzerinden, geleneksel baba-oğul ilişkisini ve Doğu-Batı kültürlerinin kesişim noktalarını derinlemesine işler. Roman, Cem adındaki bir gencin, ustası Mahmut ile birlikte kuyu kazma işine başladığı 1980'li yıllarda şekillenen hikâyesini anlatırken, batı ve doğu mitolojilerinden izler taşıyan bir yapıya bürünür. Bu bağlamda, Orhan Pamuk, Sophokles’in Kral Oidipus ve Firdevsi’nin Rüstem ile Sührab adlı eserlerinin tema ve yapılarından faydalanarak, romanını iki temel mitolojik öykü üzerinden biçimlendirir. Roman, bir yandan İstanbul’un toplumsal ve mekânsal değişimini aktarırken, diğer yandan bireysel kimlik ve toplumsal değerler üzerine derin bir sorgulama sunar. Baba-Oğul İlişkisi ve Mitolojik Yansımalar: Kırmızı Saçlı Kadın, baba-oğul ilişkisini merkeze alarak, hem bireysel hem de toplumsal düzeydeki çatışmaları işler. Bu ilişki, özellikle Sophokles’in Kral Oidipus ve Firdevsi’nin Rüstem ile Sührab hikâyelerindeki temel motiflerle benzerlik gösterir. Kral Oidipus, oğulun bilinçsiz bir şekilde babasını öldürmesi ve annesiyle evlenmesi üzerine kurulu bir trajedi sunarken, Rüstem ile Sührab da benzer şekilde bir baba-oğul ilişkisinin trajik sonla noktalanan hikâyesini anlatır. Pamuk’un romanında, Cem’in Mahmut usta ile olan ilişkisi, bu mitolojik anlatıların modern bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Cem, Mahmut usta ile sadece bir iş ilişkisi kurmakla kalmaz; ona bir baba figürü gibi de yaklaşır. Ancak Mahmut’un kaybolması ve Cem’in kendi içsel yolculuğu, bir anlamda onun kendi kimliğini ve geçmişini sorgulamasına yol açar. Romanın
Edebiyat & Roman
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,3bin okunma
Erhan Aydın / Taşa Kazınan Tarih. Türklerin İlk Yazılı Belgeleri.
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2023 59. kitabı
Değerli hocam Prof. Dr. Erhan AYDIN Eserinde hem Türk runik harflerine değinmektedir hem de yazıtlar hakkında bilgiler vermektedir.Türk tarihi ve dili hakkında bilgi edinmek için muhteşem bir eser. Bu muhteşem eser için değerli hocam Prof. Dr. Erhan AYDIN'A çok teşekkür ederim.
Tarih ve Edebiyat
Taşa Kazınan TarihErhan Aydın · Kronik Kitap · 201894 okunma
Bir Ortaçağ Abdalı, Bilge Karasu
10/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2023 48. kitabı
Gölge bilinçli ve bilinçsiz zihnin arasındaki eşikte bekler ve rüyamızda ona kardeş, dost, hayvan, canavar, rehber olarak rastlarız. O, bilinçli benliğimize kabul etmek istemediğimizher şeydir; içimizde bastırılmış, inkâr edilmiş ya da kullanılmayan tüm özellikler ve eğilimlerdir. Abdal öyküdeki modern kahramanın yaptığı gibi gölgesi ile savaşmaz. Önce onu besler, daha sonra artanlarla kendisi beslenir. Ruhunun karanlık tarafını kabul edip onunla işbirliği yapar. Bastırmaya veya yok saymaya çalışmaz, onun kendisinin bir parçası olduğunu kabullenir, böylece diğer kahraman gibi gölgesi tarafından parçalanmaz. Postmodern öykü bambaşka bir şey. Bir Ortaçağ Abdalı sembolerle vermek istediği mesajı çok iyi bir şekilde yazar ortaya koymuş. Mükemmel bir eser kesinlikle okunulması gereken bir eser.
Gölge
Altı Ay Bir GüzBilge Karasu · Metis Yayınları · 2018537 okunma