Hasan uyurgezer gibi bir şey olmuştu artık. Kaçamıyordu kimseden, kendini yitirip gitmişti. Karmakarışık bir söz kalabalığının içinde sarsak sarsak, kendinden geçmiş dolanıp duruyordu.
Lütfi bütün insanlık duygularının, insanda ne ki iyiyse dışında kalmış, inanılmaz hayasızlıkta birisiydi. Bir onursuzluk, inançsızlık, yırtıklık, hiçbir kutsallık tanımama deliliğindeydi.
Pencerede bir ışık çaktı söndü, çaktı söndü, çaktı... Sesleri sonradan duydu Hasan, ona öyle geldi. Kurşun sesleri allak bullak etti ortalığı. Bir duman içinde kaldı sofra, anası, babası... Babasının çığlığını duydu. Anası bir kere bağırdı, sonra her şey sustu.